Anne - Çocuk, Astroloji, Aşk - Evlilik, Örgü - Dantel, Ünlülerin Diyetleri, Beslenme, burcunuza göre diyetler, Burcunuza Göre Diyetler, cinsel bilgiler, Cinsellik, Diyet - Fitness, Diyet Haberleri, Diyet Programları, diyet türleri, Diyet Türleri, Diyet Yemekleri, Diyete Başlarken, Egzersiz, Erkekler, Erken Boşalma, Estetik, Ev - Dekor, Güncel Yaşam, güzellik, gebelik, Hamilelik ve Diyet, incelmek, kadınlar, Kategorilenmemiş, Kilo Alma, Kilo Verme, Magazin, Moda - Stil, Penis Sertleştirici Hap, Pratik Bilgiler, realistik manken, Ruya Tabirleri, Saç Bakımı, saç bakımı, sağlık, Sinema, Uncategorized, Yemek Tarifleri, Zayıflama Ürünleri, Zayıflamak, Zinde Olmak, şifalı bitkiler, şişme bebek, İtiraflar

ÇİFTLER ARASIN DA Kİ CİNSEL BAĞLARIN NASIL GÜÇLENİR

Daha İyi Cinsel Bir Hayata Nasıl Sahip Olunur?

İlişkiler ilk başladığında çiftlerin arasındaki cinsel hayatın yoğun olması sıra dışı bir şey değildir. İlk zamanlarda aralarında yaşanan cinsel bağ çok güçlüdür. Ama zaman geçtikçe, çiftler birbirlerini daha iyi tanıdıkça cinsel bağ zayıflayabiliyor.

Çiftler aralarındaki cinsel isteği azalttığı tatmin duyguları da azalıyor. Cinsel tatminsizlik de ilişkinin devamındaki sonuçları koca bir boşluğa dönüştürüyor. İlişkilere doğru herkesin ortak bildiği bir nokta vardır; zaman geçtikçe, beraber vakit geçirince aradaki bağ güçleniyor olsa da ilişki deki heyecan etkisini kaybeder. Ya da diğer bir bilinen nokta karşılıklı olarak kurulan ilişkiler yerini bir zaman sonra rahatlığa bırakır.

Birlikte bir zamanlar zevkle yapılan aktivitelerin yerini evde yapılan moloton aktiviteler devralır. Farklı çiftler ise molotonlaşmamak için ilişkilerinin heyecanını yitirmemesi için daha farklı, heyecanlı aktiviteler yaparlar. Beraber yapılan aktiviteler de çiftler aralarındaki bağı güçlendirdikleri için daha çok cinsel istek duyuyor ve cinsel tatminliğini diğer çiftlere göre daha çok yaşıyor. Bu aktiviteleri yaparken çiftlerin alışılmışın dışında ve yeni beceriler edebilecekleri aktiviteler olması yapılan araştırmalarda da görülmüştür. Yani kişide heyecan ve gelişim duygusunu artıran aktiviteler yapılmalı.

Çiftlerin yeni bir şeyler öğrenmeleri o gün taraflarda cinsel isteği arttırıyor ve seks yapma ihtimallerini güçlendiriyor. Üstelik tek tarafının bu aktiviteleri yapması bile çiftlerin cinsel isteklerini karşılıklı olarak arttırıyor. Yapılan aktivitelerin bu kadar etkili olmasının ise bir çok farklı sebebi olabilir. Bunlardan birisi tarafların kendilerini geliştirmeye yönelik yaptığı aktivitelerin birbirleri arasındaki yakınlığı artırmasıdır bu da aralarındaki cinsel isteğe dönüşür. Diğer bir sebebi ise kişilerin bunları yaparlarken birbirlerinden bağımsızlaşması ve bir süreliğine ayrı kalmasıdır bu da aralarındaki ateşi yükseltir.

Cinsel olarak daha yüksek hissetmek için sadece sizin bir aktivite de bulunmasına gerek yok. Çiftinizin farklı şeyler deneyimlediğini görmeniz de sizin isteğinizi artıracaktır. Bir şeyler öğrenirken birbirinize yardımcı oluyorsanız aranız da ki bağı daha kolay güçlendirir. Ama sonuç, deneyim ya da öneri ne olursa olsun iş tamamen sizin birlikteliğiniz de bitiyor.

Anne - Çocuk, Aşk - Evlilik, Burcunuza Göre Diyetler, cinsel bilgiler, Cinsellik, Diyet - Fitness, Diyet Haberleri, Ev - Dekor, Güncel Yaşam, güzellik, gebelik, Kategorilenmemiş, Kilo Alma, Kilo Verme, Magazin, saç bakımı, Sinema, Yemek Tarifleri, Zayıflama Ürünleri, Zayıflamak, Zinde Olmak, şifalı bitkiler

Decottopia Cel-İtis Nedir, Ne İşe Yarar, Etkileri, Yorumlar, Şikayet

Decottopia Cel-İtisNedir, Ne İşe Yarar, Etkileri, Yorumlar, Şikayet

Sizler için detaylı olarak Decottopia Cel-İtis nedir, Decottopia Cel-İtis ne işe yarar, Decottopia Cel-İtis etkileri, Decottopia Cel-İtis faydaları, Decottopia Cel-İtis kullananlar, Decottopia Cel-İtis kullanıcı yorumları, Decottopia Cel-İtis şikayetler hakkında bilgilendirici bir makale hazırladık. Bu makalemizde Decottopia Cel-İtis hakkında sorularınıza cevap bulmayı umuyoruz.
Decottopia Cel-İtis bir çok insanın internet üzerinde karşılaştığı ve google, Yandex vb. Arama motorlarında aradığı bir üründür. Decottopia Cel-İtis kullanımı son derece basit, kullanımının basitliği kadar, etkisi büyük bir olmuştur. Makalemizde Decottopia Cel-İtis kullananların yorumlarına, şikayetlerine de yer verdik. Eğer daha fazla bilgiye ihtiyacınız varsa Decottopia Cel-İtis Resmi satış sitesinden detaylı bilgiye sahip olabilir ve güvenle sipariş verebilirsiniz. Resmi satış sitesinden verdiğiniz Decottopia Cel-İtis siparişleriniz kapında ödeme ile kapınıza kadar gönderilir. Decottopia Cel-İtis adet kampanyalı bir üründür. Adet kampanyalarını kullanarak alışverişinizi uyguna getirebilirsiniz. Decottopia Cel-İtis hakkında detaylar…Decottopia Cel-İtis Ananas ve Sahil Çamı Ekstresi İçeren Takviye Edici Gıda 30 Şase x 6 GrYetişkinlerde günde 1 Şase  200 ml su ile karıştırılarakalınması tavsiye edilir

Uyarılar

Kafein İçerir. Çocuklar ve hamile kadınlar için tavsiye edilmez. Kafein miktarı 1 porsiyon için 80 mg

Decottopia Cel-İtis resmi internet sitesinden kapıda ödeme güvencesi ve ücretsiz kargo fırsatı ile sipariş vermek için aşağıda ki butonu tıklayabilirsiniz.

Decottopia Cel-İtis Ne İşe Yarar?

Decottopia Cel-İtis hakkında çok fazla bilgi internette yer almıyor. Çokça kişi Decottopia Cel-İtis hakkında bilgi sahibi olmak istese de tam olarak ne işe yaradığı hakkında detaylı bir bilgi verilmemiş. Eğer Decottopia Cel-İtis hakkında detaylı bilgiye ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız, Resmi satış sitesinden çağrı kaydı oluşturarak, müşteri hizmetlerinden sorularınıza cevap alabilirsiniz.

Decottopia Cel-İtis Kullananlar ve Kullanıcı Yorumları

Herkes bir ürün almadan önce mutlaka kullanıcı yorumlarını araştırıyor. Decottopia Cel-İtis kullanıcı yorumlarının önemli olduğu ürünlerden bir tanesi. Şikayetvar’da Decottopia Cel-İtis hakkında olumsuz yoruma rastlamadık. Genelde kargo sorunları ve verilen site ile ilgili sorunlar oluyor. Decottopia Cel-İtis, bu sorunların dışında kalan bir olumsuzluk içermediğini gözlemledik.

Decottopia Cel-İtis Nasıl Kullanılır? Decottopia Cel-İtis Doğru Kullanım Şekli Nasıl Olmalı

Öncelikle ne olursa olsun, Decottopia Cel-İtis orjinalini almanız gerekiyor. Orjinal Decottopia Cel-İtis satın almak için, Resmi satış sitesinden sipariş vermeli, kargonuz elinize ulaştığında bandrollü olduğuna emin olmalısınız.
Decottopia Cel-İtis elinize ulaştığında prospektöründe yazan kullanım talimatlarını detaylıca okuyup, uygun kullanım şartlarına göre kullanmanız gerekmektedir.
Yanlış kullanılan Decottopia Cel-İtis size etkili bir sonuç vermeyebilir. Kullanım hakkında detaylı bilgiyi Resmi satış sitesindende elde edebilirsiniz.

Decottopia Cel-İtis Şikayet

Her ürün maalesef herkeste aynı etkiyi vermemektedir.
Decottopia Cel-İtis, herkese aynı etkiyi vermeyen ürünler arasında olabilir. Bu sebeple Decottopia Cel-İtis kullananların %20’si etkisinin tatmin etmediğini belirtmekte.
Decottopia Cel-İtis bitkisel özlerden oluşan bir ürün olduğu için, düzenli kullanımda etkisini gösterebilen bir ürün. İçeriğinde kimyasal bulunmaması sebebiyle, kullandığınız anda size beklediğiniz etkiyi vermeyebilir. Bu sebeple mutlaka düzenli olarak Decottopia Cel-İtis kullanmanız gerekmekte.
Bir diğer şikayet ise kargo sorunlarından ve sipariş verilen web sitenin sorumsuzluklarından oluşmakta. Türkiye’nin köyleri dahil, kargonun ulaşabildiği her yere kargo gönderebilmek önemlidir.
Ancak gönderim yapılamayacak yeri, sipariş verdiğiniz firma bilmeli.
Bu sebeple Decottopia Cel-İtis alırken dikkat etmeniz gereken bir diğer durum, sipariş verdiğiniz web sitesi. Decottopia Cel-İtis Resmi satış sitesinden ürünü temin etmeniz halinde, yaşanabilecek kargo sorunlarını minimuma indirmiş olucaksınız.
Eğer kargodan uzun bir süre Decottopia Cel-İtis gelmesini beklemek değil, kısa bir süre içerisinde Decottopia Cel-İtis gelmesini istiyorsanız, mutlaka Resmi satış sitesinden sipariş vermelisiniz.Decottopia Cel-İtis Ananas ve Sahil Çamı Ekstresi İçeren Takviye Edici Gıda 30 Şase x 6 GrYetişkinlerde günde 1 Şase  200 ml su ile karıştırılarakalınması tavsiye edilir

Uyarılar

Kafein İçerir. Çocuklar ve hamile kadınlar için tavsiye edilmez. Kafein miktarı 1 porsiyon için 80 mg

Anne - Çocuk, Astroloji, Aşk - Evlilik, Örgü - Dantel, Ünlülerin Diyetleri, Beslenme, burcunuza göre diyetler, Burcunuza Göre Diyetler, cinsel bilgiler, Cinsellik, Diyet - Fitness, Diyet Haberleri, Diyet Programları, diyet türleri, Diyet Türleri, Diyet Yemekleri, Diyete Başlarken, Egzersiz, Erkekler, Erken Boşalma, Estetik, Ev - Dekor, Güncel Yaşam, güzellik, gebelik, Hamilelik ve Diyet, incelmek, kadınlar, Kategorilenmemiş, Kilo Alma, Kilo Verme, Magazin, Moda - Stil, Penis Sertleştirici Hap, Pratik Bilgiler, realistik manken, Ruya Tabirleri, Saç Bakımı, saç bakımı, sağlık, Sinema, Uncategorized, Yemek Tarifleri, Zayıflama Ürünleri, Zayıflamak, Zinde Olmak, şifalı bitkiler, şişme bebek, İtiraflar

Cialis ve Twitter

Cialis Tadalafil Sertleşme problemlerinde viagra ürününden sonra en çok satılan ve doktorlar tarafından düzenli tedavi amacıyla önerilmektedir. 5mg ve 20mg olarak satışı sunulmaktadır. İlerleyen yaşlarda erkeklerde görülen iktidarsızlığı gideren cialis günümüzde oldukça popülerdir. Bu sorunu ortadan kaldıran ve başarı sağlanan bir ilaçtır. İlerleyen yaşlarda gece hayatının tekrardan canlanmasına yardımcı bu ilaçtır.

Cialis Fiyat Olarak Diğer ürünlerden neden daha uygun satılmaktadır.

Cialis Nedir? Cialis Kullanımı ve Bir çok Bilmediğin Özellikleri

Cialis ürünü viagra ve eş değer ürünlerinden daha ucuza satılmaktadır. bunun sebebi mg farkı ve firma satış politikaları gereği ve popülerlik açısından diğer ürünlere nazaran viagra fiyatlarından daha uygundur. Fiyatı uygun olmasından  dolayı doktorlarında tavsiye ettiği 1 numaralı ilaçtır.

Cialis Tadalafil Nedir?  Nasıl Kullanılır.

Erkeklerde sıkça rastlanan sertleşme sorununu tedavi eden bir ilaçtır.  İlaç cinsel birleşme sırasında olması gereken sertliğin gerçekleşmesine yardımcı olur. Aynı zamanda sertlik belli bir sürede korunmaktadır. İlacın içerisinde bulunan tadalafil maddesi penis içerisindeki kan damarlarını gevşetip sertleşmenin olmasına neden olmaktadır. Sertleşme kan damarlarının penis içerisine giriş yapması ile de sertleşme meydana gelir. Kısacası kasları gevşeterek kanın penis bölgesine akışını gerçekleştiren bir ilaçtır. Gelişigüzel ya da kulaktan duyma bilgiler ile kullanılacak bir ilaç değildir. Eğer ki iktidarsızlık sorununuz yoksa da bu ilacı kullanmanıza da gerek yoktur. Sertleşme süresi kısa olan erkeklere de bu ilaçlar uzman hekim tarafından tavsiye edilmektedir. Erkekler için büyük sorun haline gelmiş iktidarsızlığı gidermek amacıyla üretilmiştir. Ülkemizde de sıklıkla kullanılmaktadır. Genellikle güvenebileceğiniz alışveriş sitelerinden ya da eczanelerden almanızda fayda vardır.

Tadalafil

Formül:C22H19N3O4
Eliminasyon yarı ömrü:17,5 sa.
Metabolizma:Karaciğer (predominantly CYP3A4)
ATC kodu:G04BE08 (WHO)
Lisans verileri:EU EMA: by International nonproprietary name; US DailyMed: Tadalafil
Telaffuz:/təˈdæləfɪl/ tə-DAL-ə-fil
Metabolitler:Catechol metabolite
Anne - Çocuk, Astroloji, Aşk - Evlilik, Örgü - Dantel, Ünlülerin Diyetleri, Beslenme, burcunuza göre diyetler, Burcunuza Göre Diyetler, cinsel bilgiler, Cinsellik, Diyet - Fitness, Diyet Haberleri, Diyet Programları, diyet türleri, Diyet Türleri, Diyet Yemekleri, Diyete Başlarken, Egzersiz, Erkekler, Erken Boşalma, Estetik, Ev - Dekor, Güncel Yaşam, güzellik, gebelik, Hamilelik ve Diyet, incelmek, kadınlar, Kategorilenmemiş, Kilo Alma, Kilo Verme, Magazin, Moda - Stil, Penis Sertleştirici Hap, Pratik Bilgiler, realistik manken, Ruya Tabirleri, Saç Bakımı, saç bakımı, sağlık, Sinema, Uncategorized, Yemek Tarifleri, Zayıflama Ürünleri, Zayıflamak, Zinde Olmak, şifalı bitkiler, şişme bebek, İtiraflar

En İyi Sertleştirici Ürün Nedir

en iyi sertleştirici,kamagra jel,kaldırıcı jel,thors hammer,cialis jel,sertleştirici

Merhaba Değerli Misafirlerimiz

12. Yıllık Tecrübemizle Kullanacağınız “en iyi sertleştiric hap krem jel sprey nedir ? ” sorusunun cevabı burada .

Sertleştirici Hap olarak

1. Cialis 
 2. Orviax
 3. Güç Max
 4. Viagra
 5. Aki Gergedan Set
 6. Asya kaplanı

Sertleştirici Jel Olarak

1. Kamagra Jel
2. Cialis Jel
Yukarıdaki Ürünlerin üzerine tıklayarak ürünleri sipariş verebilirsiniz.

Anne - Çocuk, Astroloji, Aşk - Evlilik, Örgü - Dantel, Ünlülerin Diyetleri, Beslenme, burcunuza göre diyetler, Burcunuza Göre Diyetler, cinsel bilgiler, Cinsellik, Diyet - Fitness, Diyet Haberleri, Diyet Programları, diyet türleri, Diyet Türleri, Diyet Yemekleri, Diyete Başlarken, Egzersiz, Erkekler, Erken Boşalma, Estetik, Ev - Dekor, Güncel Yaşam, güzellik, gebelik, Hamilelik ve Diyet, incelmek, kadınlar, Kategorilenmemiş, Kilo Alma, Kilo Verme, Magazin, Moda - Stil, Penis Sertleştirici Hap, Pratik Bilgiler, realistik manken, Ruya Tabirleri, Saç Bakımı, saç bakımı, sağlık, Sinema, Uncategorized, Yemek Tarifleri, Zayıflama Ürünleri, Zayıflamak, Zinde Olmak, şifalı bitkiler, şişme bebek, İtiraflar

Kadınlar için Penis Boyu

bitkisel-penis-buyutucu
bitkisel-penis-buyutucu

Her erkek penisinin büyük olmasını, her kadında partnerinin penisinin büyük olmasını ister. Erkeğin özgüveninin artması ve doyumsuz bir birliktelik için büyük penis işiniz oldukça kolaylaştıracaktır. Penis boyunun ve kalınlığının önemli olduğunu biliyoruz peki; kadınların bu konu hakkında neler düşünüyor?

Evet işte bir internette bulduğum birkaç sitede kadınların penis büyüklüğü hakkında verdiği cevaplar:

 

Kadınlar penis boyu hakkında ne düşünüyor:

 

“Büyük olmasını tercih ederim. Erkek sevişmesini bilmese bile penisin boyu ile durumu kurtarabilir.”

“Benim için Boyu çok önemli değil. Güzel sevişirse benim için yeterli. Penisin Büyük olması acı verir. Fakat merakta etmiyor değilim.”

“Tabii ki penisin büyük olmasını isterim. Penisi küçük erkeklerde özgüven eksikliği oluyor. Yanımda yürürken dahi güven vermiyor.”

“Boyun ve kalınlığın hiç bir önemi yok. Önemli olan beni ön sevişme esnasında mutlu etmesi ve erken boşalması.”

“Erkekler hep penis boyunu abartıyor. Benim için boyu değil işlevi önemli. Girdiği yer fazla uzun değil zaten.”

“Ön sevişmeyi uzun tutar, oral seks yapar ve ellerini kullanmayı biliyorsa sorun olmaz. Zaten biz kadınları orgazm eden asıl şey penis büyüklüğü değil.”

Sözlerin sahiplerinin kimi kendi ismini kimi de nick kullanmıştı ama ben isim verme gereği duymadım. Birde elimde daha çok cevap var ama ben bu kadarını yeterli gördüm işinize yarayacağını düşünüyorum ve bu cevapların üzerine sizlere bu konuyu kendi yazımla daha çok açmak istiyorum!
Kadınlar her zaman sert bir sevişme istemeyebilir. Bu aslında onların o anki ruh haline bağlı; bazen duygulu bir sevişme, bazen de hardcore J. Önemli olan o an karşılık bulabilmeleri, o duygu ve isteklerin beraber yaşanabilmesidir. Biz erkekler bunu anlayıp karşılık vermeliyiz o kısmı anlamak ta biz erkeklere kalıyor.

 

Penis boyutu hakkında:

 

Küçük göğüslü bir kadınla yattığınızı düşünsenize? Kadın sırt üstü yattığı zaman kızın göğüsleri doğal olarak kayboluyor gibi. Bu durumu görünce aklınızdan düşünmeye başlıyorsunuz… sonra bunun bi erkekle düzüşmekten farksız olduğunu düşünürsünüz; kadının dümdüz göğüsleriyle. Ve tabi bir süre sonra performansınız düşer ve sevişme istediğiniz gibi sona ermez.
Bunu aslında şunun için düşünmenizi istedim. Penisi küçük erkeklerle yatmak istemeyen çok kız olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yukarıda düşünmenizi istediğim hikaye gibi onlarında istekleri azalıyor ve performansları bir süre sonra düşüyor. Ortalama bir penisin 15 cm uzunlukta olması gerektiğini aşikar ama sakın benimki bundan küçük diyerek telaşa kapılmayın. Unutmayın ki büyük ve kalın bir penisi sahip olup ta hiçbir numarası olmayan erkekler de var J.

Yani anlayacağınız bütün iş boyda bitmiyor, bunun; giriş, gelişme ve sonuç bölümleri de var. Önemli olan maç sonu skoru J.

Kadınların bir kısmı normal olabilir derken diğer kısmı büyük ve sert olmasını isteye bilir. İşte o ‘Mutlaka büyük penis olmalı!’ diyen kadınların da dört dörtlük olmadığını bilmeleri lazım J.

Anne - Çocuk, Astroloji, Aşk - Evlilik, Örgü - Dantel, Ünlülerin Diyetleri, Beslenme, burcunuza göre diyetler, Burcunuza Göre Diyetler, cinsel bilgiler, Cinsellik, Diyet - Fitness, Diyet Haberleri, Diyet Programları, diyet türleri, Diyet Türleri, Diyet Yemekleri, Diyete Başlarken, Egzersiz, Erkekler, Erken Boşalma, Estetik, Ev - Dekor, Güncel Yaşam, güzellik, gebelik, Hamilelik ve Diyet, incelmek, kadınlar, Kategorilenmemiş, Kilo Alma, Kilo Verme, Magazin, Moda - Stil, Penis Sertleştirici Hap, Pratik Bilgiler, realistik manken, Ruya Tabirleri, Saç Bakımı, saç bakımı, sağlık, Sinema, Uncategorized, Yemek Tarifleri, Zayıflama Ürünleri, Zayıflamak, Zinde Olmak, şifalı bitkiler, şişme bebek, İtiraflar

sertleştirici hap eczane fiyatları

Sertleştirici hap eczane fiyatları

sertleştirici hap eczane fiyatları internet fiyatlarına göre büyük bir farklılık göstermektedir.

bunun nedeni eczanelerin internet firmlarına göre daha falza vergi ve ötv ödemesidir.

bu yüzden intenet firmalarıda sizlere daha kaliteli ürünleri uygun fiyatlara satışa sunmaktadır.

Anne - Çocuk

Herkesin pipisi kendine!

Herkesin pipisi kendine!

Nitekim dün Deniz’i arkadaşının evindeki oyun grubuna götürürken kendimi şöyle derken buldum:

– Deniz’ciğim, Selin’in evine gittiğimizde pipimizi kimseye göstermek yok, tamam mı?
– Tamam.

(Neden çoğul konuşuyorsam??)

Bu, yeni çıktı. Pipiyi göstermek yani.

Bundan yaklaşık 6 ay önce başlamıştı bu merak. Ancak o zaman sadece sözle sınırlıydı. Şöyle yazmıştım hatta:

Deniz’in okulunda, daha doğrusu sınıfında, daha da doğrusu sınıfındaki Deniz gibi yaklaşık 4-5 yer cücesinden oluşan “çete”de bir salgın var. Kendilerince kötü ve ayıp niteliğinde olan kelimeleri sürekli söylüyorlar. Ama sürekli. Hiç durmadan. Non-stop.

Şöyle anlatmaya çalışayım: Sürekli kaka-çiş-pipi-popo deyip duruyorlar. Ama SÜREKLİ.

Bu yetmiyor, bir süre sonra bunları cümle içinde kullanmaya başlıyorlar. “Kakayla çiş beraber pipiye gitmişler” gibi mesela. Ya da “popo musun yoksa kaka mı?” şeklinde. Aşırı sinir bozucu.

(Yazının tamamı burada: Kötü söz söyleme sanatı)

İşte şimdi bu olay bir adım öteye taşındı ve birbirlerine göstermeye başladılar.

İlk olarak geçen hafta bizdeki oyun grubunda fark ettim. Deniz’le arkadaşı odalarında oynarken bir baktım ki koşarak salona geldiler, ikisinin de belden aşağısı çıplak. Kıkır kıkır gülüyorlar, yerlere yatıyorlar gülmekten. Bir yandan tepki vermemeye, şaşkınlığımı gizlemeye çalışarak bunları geri kovaladım odaya. Sonra da yanlarına gidip sıkıcı olmamaya ancak dikkatlerini toplamaya çalışarak bir herkesin-özel-yerleri-kendine-aittirnutuğu çektim. Ben konuşurken onlar birbirlerine bakıp gülüyorlardı!

Dünden önceki gün banyodan önce Deniz’in üzerine çıkartırken kendiliğinden bir itirafta bulundu. Kısık sesle, suratında alaycı ve sinsi bir ifadeyle şöyle dedi: “Anneee! Biz okulda birbirimizi pipimizi gösteriyoruz. Ha ha ha ha!”

Deniz’in kendiliğinden gelen bu itirafını fırsat bilerek, ancak “karşı taraf” gibi algılanmamaya da özen göstererek, ağzından daha fazla söz almak için ben de dahil oldum oyuna.

– Öyle mi Deniz’ciğim, kim kim gösteriyorsunuz?
– Ben ve arkadaşlarım.
– Hmm…Komik mi oluyor?
(Burada zorlama bir gülümseme var yüzümde)
– Evet!
(Kikir, kikir…)
– Ah-hah-hah-ha!
(Minik, sahte kahkahalar) Nerede gösteriyorsunuz?
– Böyle gizli bir köşe var, orada oturuyoruz, gösteriyoruz.
– Hmmm…
(İç ses: Öğretmenler nerede ki bu arada?!)
– Ama ben göstermiyorum!
– Öyle mi? Ama gösteriyorum demiştin.
(İç ses: Niye ki bu çark şimdi?)
– Şaka yapmıştım.
– Peki. Onlara da söylüyor musun göstermemelerini?
– Hı hı.
– Aferin sana.
(İç ses: külahıma anlat sen onu!)

Bu konuşmadan akşam Doğan’a bahsettim. Güldü. Hiç oralı olmadı. Ne varmış ki canım, çok normalmiş bu yaşta. Amerika’da yaşıyor olsaymışız, soyunma odalarında çıplak gezecekmiş bu çocuklar.

Daha da şaşırdım. “Bu evde birilerine pipini göstermenin normal olmadığını düşünen bir tek ben mi varım?!” diye isyan etmek istedim Venüslü kaderime.

Ertesi gün, yani dün, Deniz’in okulundaki psikolog yöneticiyi aradım, Özge. Dedim ki “Özge… Lütfen bana bir şey söyle. Bunun normal olduğunu söylersen ses çıkarmayacağım. Ama senden duymaya ihtiyacım var.”

Sizce ne dedi?

“Bu yaşta çok normal Elif”

Sonra uzun uzun anlattı:

Hatırlarsan bundan 6 ay önce sözle başlamıştı bu. Şimdi aksiyona dönüştü. Çok normal. Çocuklar büyüklerin tepki verdikleri, “ayıp buldukları” konuların üzerine gitmekte çok ustalar. Sen bu konularda bilinçli ve soğukkanlı yaklaşmaya çalışsan da, örneğin babaanne/anneannenin bir tepkisi (a-aa, ne ayıp şey, sok bakayım pipini içeriye) ya da sende sezinlediği en ufak bir tereddüt, bir kaşını kaldırma bile onun bunu devam ettirmesi için yeterli sebep. O yüzden sen mümkün olduğunca tepki vermeden özel-yerlerimiz-sadece-bize-aittir yaklaşımını devam ettirmeye çalış.

Dokunmak, mastürbasyon yapmak da söz konusu olabiliyor bu yaşta. Bu, bizim anladığımız mastürbasyondan daha farklı. Parmak emme gibi, rahatladıkları, haz aldıkları bir hissin peşindeler. Çok fazla olmadıkça müdahale etmeye gerek kalmıyor; ancak arttığı durumlarda bir uzmana yönlendirme yapmak gerekebiliyor. Fakat bahsettiğin kadarıyla endişelenecek bir şey yok. Yine de kendi aralarında oynarlarken uzun süre yalnız bırakmayın.

Bu arada okulda nerede “gizli bir yer” var, onu soruşturacağım. Gerekirse yine bir Vücudumuz konusu işleriz sınıfta. Ancak panik olacak bir şey yok.

dedi Özge.

Bu arada Deniz’in “gizli yer” dediği alan anladığım kadarıyla sınıfın bir köşesi. Yani öyle öğretmenlerden kaçıp da bir yere saklandıkları yok. 4-5 yaş hayal gücünü ve abartı oranını da dikkate alarak öğretmenler arkasını döndüğünde birisi pipisini çıkarmıştır, ötekiler de gülmüştür, olayın adı “biz sınıfta birbirimize pipimizi gösteriyoruz” olmuştur diye düşünmeli.

“Pipimizi kimseye göstermiyoruz.”

Daha neler girecek günlük konuşmamıza acaba?..

Anne - Çocuk, Aşk - Evlilik, kadınlar, İtiraflar

Hamilelikte cinsellik… olmuyor!

Hamilelik Ve Cinsellik

Hamilelikte cinsellik… olmuyor!

Bu erkek milletini anlamak mümkün değil azizim.

Bakınız, aşağıdaki konuk yazar/sorar gebeciğin derdine.

3. ayına girmiş bir hamileyim ve eşimle bu konuda neredeyse 3 aydır anlaşamadığımız tek konu cinsellik!

İlk 3 ay sakıncalı, son 3 ay sakıncalı diye yerleşmiş kalıpların dışında başka bir kalıbımız daha varmış artık bunu da son iki haftadır net ifade etmeye başladı; “Ya ikinize de zarar verirsem? I-ıh, olmaz”diyip kestirip atıyor. Her ne kadar ona bilgiler sunsam da, okumasında yarar bulduğum anekdotlar göndersem de, her doktor ziyaretimizde doktorumuz sakınca yok dese de olmaz diyor başka bir şey demiyor.

Sadece bu kadar zamandır bir erkek nasıl durabilir diye sorduğumda ise, “Ben idare ediyorum bir şekilde”, “Yapmasam da olur” diye bir cevap geliyor. İyi de nasıl ediyor? Kafamda türlü senaryocuklar türemeye başladığından artık anormal bir insan olup çıkıvereceğim diye korkuyorum.

Fazla uzun bir hikâyem yok. Konu belli. Sadece deneyimli anne kişilerine ihtiyacım var, o kadar… Böyle bir durumla karşılaşan ve bunu aşan var mı; ne şekilde, nasıl aşılır; fikir ve tecrübe bekliyorum.

Burada uzman kişilerin olduğunu da biliyorum, bana bir uzmana başvurun falan demeyin lütfen. Çünkü bunu reddedeceğini adım gibi biliyorum, kaldı ki kendi doğum doktorumuz sakınca yok dediği halde bunları aşamıyorum. Uzmana gitmemize lüzum yok diye onu da kestirip atacaktır.

Al karşına konuş diyeceğim, yapmış. Doktorun söylesin diyeceğim, onu da denemiş. Yaratıcılığını kullan desem, adamcağız yaklaşmıyor bile…  kendini de 9 ay nasıl tutacak muamma evlisin ve 9 ay mastürbasyon kulağa zor geliyor çünkü evli erkeklerin cinsel hayatları rutine bindikten sonra mastürbasyon yapmazlar nedendirki bu onlara grur meselesi gibi gelir.

Önerisi olan var mı?

Hamilelikte cinsellik… olmuyor!

Anne - Çocuk, Güncel Yaşam, güzellik, kadınlar

Bakınız kimlere ANNE denir

Bakınız kimlere ANNE denir

Halkın Yorumu

1. Makyaj çantasından lego parçası çıkan kadına ANNE denir.

2. Potansiyel müşteri toplantısına kayın biraderi ve 8 aylık bebeği ile giden ve toplantı sonrasında toplantı odasında bebek emziren, tüm bu organizasyonu toplantı yaptığı kişilere hiç çaktırmayan kişiye ANNE denir.

3. Gece her 2 saatte bir uyanan oğlu 3 saat aralıksız uyuyunca “acaba bir şey mi oldu, niye uyanmadı???”diye gidip gelip kontrol eden ve kendi uykusunu kaçıran kişiye ANNE denir.

4. Hayatında nasırın n’sini bilmemiş, çocuktan sonra puset itmekten, çanta taşımaktan elleri nasır bağlayan kişiye ANNE denir.

5. Bebeğini emzirirken bir taraftan da bebek yatağında bebeğini arayıp endişelenen kişiye ANNE denir.

6. Youtube’dan Caillou’nun Apaçi dansını 25.644.422 kere çocuğuyla izleyen kişiye ANNE denir.

7. Çocuğu yemek yiyince kendisi doyan, çocuğu uyuyunca kendisi dinlenen, çocuğunun neresi ağrıyorsa (karın, kulak, bacak) kendisinin de orası ağrıyan, çocuğu mutluysa mutlu, üzgünse üzgün olan, kendi olmayan… canı çocuğunda toplanmış kişiye ANNE denir.

8. Puseti iterek yürümeye alıştığı için onsuz yürüdüğünde ellerini koyacak yer bulamayan ve dengesini kaybeden kadına ANNE denir.

9. Çocuğu uyuyor diye banyoya girip banyoda ağlama sesi duyduğunu sanıp köpüklü bir şekilde banyodan fırlayan ve üşütüp hasta olmamak için dua eden kişiye ANNE denir.

10. Tek başına olduğu için elbisesinin fermuarını zorla açan süt verdikten sonra kapatamayıp sırtını hırkasıyla örterek çıkan kişiye ANNE denir.

11. Sırf bebeği daha uzun süre uyusun diye tüm dünyayı susturmaya çalışan kişiye ANNE denir.

12. Çocuğunun kakasında gerçekten boncuk arayan ve bulduğunda sevinçten göbek atan kişiye ANNE denir.

13. Doğumdan sonraki ilk aylarda gecenin bir yarısı uyanıp bebeğini emzirdiğini sanan ve bebeğim nerde diye telaşa kapılan kişiye ANNE denir.

14. Çocuğu hakkında yazdıkça mutlu olan, blog nedir bilmezken blog tutan kişiye ANNE denir.

15. Aynı anda 1.378.276 şey düşünen kişiye ANNE denir.

16. Koltuğun altında televizyonun kumandasını ararken minik bir çorap, bir emzik ve bir Bakugan topu bulan kişiye ANNE denir.

17. Bebeğinin içmediği iki damla anne sütünü ziyan etmemek adına akla hayale gelmez alternatifler geliştiren kadına ANNE denir.

18. Montunun bir cebinden anahtarlık, diğerinden emzik kapağı çıkan kişiye ANNE denir.

19. “Maşallah” kelimesini hayatında hiç kullanmadığı kadar kullanan kişiye ANNE denir.

20. Bebeğini halının üzerine serdiği yorganın üstünde bırakıp mutfağa gidip geldikten sonra odanın bir köşesindeki sandalyenin altında bulan kişiye ANNE denir.

21. Hayatında kokladığı en güzel koku yavrusunun kokusu, gördüğü en güzel gülüş yavrusunun gülüşü, duyduğu en güzel ses yavrusunun sesi olan kişiye ANNE denir.

22. Evin içinde saçına dinozor çıkartması yapışmış bir halde gezen, ve kocası gelene kadar bunun farkına bile varmayan kişiye ANNE denir.

23. İğne olmak şöyle dursun iğne olana bakamayan; kan aldırma sırasında beklerken hemşirenin elinde kan tüplerini görünce bayılan, ama genel durumunu öğrenmek için ayda bir, şeker testi için 3 saat içinde 4 kere kan veren, damarları bulunamayıp elinin üstünden kan alınan ve 1 saat önce kan alınan damar belli oluyor diye tekrar aynı iğne deliğinden kanı alınan ve bunlara sırf karnındaki bebeği için katlanan kişiye ANNE denir.

24. Ayakkabılığı düzenlerken ayakkabılar arasında bebeğinin patiğini bulan kişiye ANNE denir.

25. Öğle tatilinde kızını emzirmek için eve koşan, sonra gömleğinin düğmelerini kapamayı unutup ise dönen, ve insanların garip bakışlarına maruz kalan kişiye ANNE denir.

26. Tek önceliği bebeği olan kişiye ANNE denir.

27. Çocuğu arkadaşlarıyla oynarken göz ucuyla hep diğer çocuğu kaplan gibi gözetleyen kişiye ANNE denir.

28. En tutkulu ve en gerçek aşkın evlat aşkı olduğuna inandığı için “ben aşığım” diyen çocuksuz tüm insanlara ağzının kenarıyla gülüp geçen bilge edalı kişiye ANNE denir.

29. Bebeğinin uykusunun geldiğini bebeğinden daha iyi bilen kişiye ANNE denir.

30. Çocuğunun geleceği için seçim duasına çıkan kişiye ANNE denir.

31. Daha önceden hiç ilgisini çekmediği ve hatta nefret ettiği halde tüm Ben10, Gormiti ve Transformers karakterlerinin isimlerini bilen kişiye ANNE denir.

32. Bebeğinin altını her türlü mekân ve koşulda değiştirebilen üstün yetenekli kişiye ANNE denir.

33. Hamileliği boyunca normalde en büyük keyfi olan kahveyi doktoru günde 1 fincana izin verse de bebeği için içmeyip, doğum yapınca günde 1 defa içerim diyen ama sonra dayanamayıp yine içmeyen kişiye ANNE denir.

34. Oğlunun “okşama pijaması” yırtıldı diye her yerde garip bir şekilde pijamaları okşayarak en uygun yumuşaklığı arayan kişiye ANNE denir.

35. Çocuğu öksürdüğünde kendi ciğerleri sızlayan kişiye ANNE denir.

36. Sol kolunda acıkan oğlunu susturmaya çalışırken sağ eliyle mama hazırlayan bir yandan da kulağına dayadığı telefonla arkadaşıyla dedikodu yapan kişiye ANNE denir.

37. Emzirirken uyuyan yavrusu uyanmasın diye, yanına kıvrılıp aynı pozisyonda kolları bacakları uyuşana kadar yatabilen kişiye ANNE denir.

38. Her garip soruya mantıklı cevaplar bulan kişiye ANNE denir.

39. Kızı kucağında iken tek eli ile muhallebi yapan kişiye ANNE denir.

40. Gece tuvalete gittiğinde pijamasını indirmek yerine emzirme refleksiyle memesini çıkaran kişiye ANNE denir.

41. Bebeği hapşırıp sümüğü yüzüne yapışınca ohh çok şükür çıkardı diye sevinerek yüzünü temizleyen kişiye ANNE denir.

42. Kızını kanguruda taşıyarak onun banyosunu hazırlayabilen kişiye ANNE denir.

43. Çocuğundan önce kendi yediği için suçluluk duyan kişiye ANNE denir.

44. Yapamayacağı halde “yapamadıkları” için üzülen kişiye ANNE denir.

45. Tanrı’nın yaratışına tüm acılara katlanma bedelini ödemeye hazır olarak ortak olup, bedenini bu mucizeye koşulsuz sunan kadına ANNE denir.

46. Çocuğu çiş yaparken mutlu olsun diye idrarını sonunda sonuna kadar tutan kişiye ANNE denir.

47. Hazır kızım da uyumuşken şöööyle bir gönlümce face, twitter, blog harmanı yapayım diyerek PCye çöreklenen, lakin uykunun ağırlığından o saatte istediği kalitede verim asla alınamayacak olan perişan kişiye ANNE denir.

48. Ateşler içindeki yavrusunu ağlamaklı bir halde kucağına alıp acaba dişten mi, yoksa üşüttü mü, abisi çaktırmadan soğuk su mu verdi ya da üstünü açtı ya dün gece ondan oldu kesin diye diye gece yarısı tüm ihtimalleri kurcalayan ajan kişisine ANNE denir.

49. Kızı sokakta ağladığı için tek eli ile kızını taşıyıp, diğer eli ile puseti iten kişiye ANNE denir.

50. Bebeğinin ilk dişinin çıktığını kayınvalidesinden duyup, bunu başkasından duyduğuna üzülse mi, yoksa bebeğinin insanlık için küçük, kendi için büyük bir aşama kaydetmesine sevinse mi bilemeyen kişiye ÇALIŞAN ANNE denir.

51. Yatağına uzanıp uykuya kavuşmuşken takriben 10-15 dakika sonrasında bir ağlamayla bebişin yatağına koşan gece nöbetçisine ANNE denir.

52. Sırf bebeği huzurla uyusun diye DVD alırken alt yazılıları tercih eden, televizyonda genellikle alt yazılı dizilerin çoğunlukta olduğu kanalları tercih eden kişiye ANNE denir.

53. Hamileliğin son zamanlarında gece uykusuz kalan ve bundan hiç sızlanmayan kişiye ANNE denir.

54. Ortalığın derli toplu ve temiz olmasına dikkat eden, bebeği olduktan sonra her yerde oyuncaklar, bisküvi kırıntıları bulan, yine de sakinliğini koruyabilen kişiye ANNE denir.

55. Gece hastalanıp sabaha kadar ağlayan bebeğine 10 kaplan gücünde bakıp, onu sakinleştirip, sonunda sabaha karşı uyutmayı başarıp, kalan kaplanlarla evden ayrılmak zorunda olan kişiye ÇALIŞAN ANNE denir.

56. Bebeğine sürekli besleyici, doyurucu yemekler yapmaya çalışıp kendini makarnayla doyurabilen kişiye ANNE denir.

57. Belki de hayattaki en zor kararı verirken… arkasını dönüp gitmek yeterince zorken… giderken çekmesi gereken onca valizi varken… Kucağındaki bebeğine sıkı sıkı sarılıp giden ve asla yılmadan oğluna her gün daha da sıkı sarılan kişiye ANNE denir.

58. Kızı su sesine uyanıyor diye banyo yapamayan kişiye ANNE denir.

59. Kendisine bir şey olursa acaba bebeğimi üzerler mi, benim gibi bakamazlar diye kendini yiyip bitiren, ikide bir gözü yaşarıp hıçkıra hıçkıra ağlayan kişiye ANNE denir.

60. Susuz kaldığını düşünerek bıkmadan usanmadan içmediğini bile bile değişik çaylar sular hazırlayıp karşısında birçok şaklabanlık yaparak içirme savaşına girene ANNE denir.

61. Bebeği bronşit/hasta olduğunda tüm gece uyumayıp bebeğinin dakikada kaç nefes aldığını sayan kişiye ANNE denir.

62. Her koşulda aç, susuz, uykusuz kalan kişiye ANNE denir.

63. Türlü yöntemler deneyip uyutamadığı yavrusunu en son ayağında sallarken uyutan ama bunun farkına bile varmadan yatakta oturur pozisyonda 1,5 saat uyuyakalan zavallı insan kişisine ANNE denir.

64. Bebeğin doktorunun bebekte alerji ihtimali teşhisi üzerine tüm beslenmesini kısıtlayan kişiye de ANNE denir.

65. Bebeği feryat figan ağlarken tırlatmaya 3 kaldı diye düşünen, ama bebesi uyuduğu anda içinde tarifsiz bir huzur bularak, kendi de yatacağına dudağında gülümseme bebeği seyre dalan şahsa ANNE denir.

66. İş yerinde çalışırken kulaklıklarla çocuğuna öğretmek üzere şarkılar dinleyip, ezberlemeye çalışan, tuvalette de pratik yapan kişiye ANNE denir.

67. Sabahları bebeğiyle biraz daha fazla vakit geçirebilmek adına evden sıfır makyaj çıkıp, kalabalık bir otobüste 5 dakika içinde makyaj yapabilen kişiye ANNE denir.

68. Bebeği kucağındayken kulağından aşağı olmak üzere kusmuk içinde kalan ama hiiiç tepki vermeden direkt temizlemeye dalan kişiye ANNE denir.

69. Çocuğuna kendi uydurduğunu ninnileri söyleyen, hatta arada bir dalıp sokakta da kendi kendine söylediğini fark eden kişiye ANNE denir.

70. Bebeği yatağında uykuya dalsın diye, bebek karyolasının koluna takılmış şekilde, beli koparken, hapşırığını, öksürüğünü ve çişini tutarak, itinayla derin derin nefes alıp vermeye kasarak, en az 15 dakika başarılı bir şekilde uyuyor taklidi yapan kişiye ANNE denir.

71. Cep telefonunu nereye koyduğunu unutan, sonra cep telefonunu aradığını unutan ve derinden gelen bir telefon sesiyle aranırken cep telefonunu buz gibi olmuş bir şekilde buzdolabında bulan kişiye ANNE denir.

72. Kendine sıcak bir bitki çayı hazırlayıp, tam ilk yudumunu alacakken uyanan bebeğine koşmak zorunda kalan ve sıcak hiçbir şey yiyip içemeyen kişiye ANNE denir.

73.Vakitsizlikten arabasını yağmurlu havada yıkatan kişiye ANNE denir.

74. İşte, sokakta ya da başka olmadık yerlerde bebeğinin muzip hallerini hatırlayıp, kendi kendine gülümsemeye başlayan kişiye ANNE denir.

75. Kendine hazırladığı yemeği ağzına atmak üzereyken karşısında bebeğinin melül melül bakmasına dayanamayıp yemeğini önce ona yedirmeye çalışan kişiye ANNE denir.

76. Çocuğunun adı geçtiğinde hiç durmadan en az 20 cümle kurabilen kişiye ANNE denir.

77. Elindeki sürahinin kapağı ile çaydanlığı kapatmaya çalışan bir taraftan da çocuğuna laf yetiştirmeye çalışan kişiye ANNE denir.

78. İki lafın belini 10 aylık bebeğinin çıkardığı seslere onun gibi cevap vererek büken kişiye ANNE denir.

79. Bütün gün (tabir-i caizse eşekler gibi) çalıştıktan sonra akşam eve gelip, bir galeta çubuğu yiyip duş aldıktan sonra 3 çocuğunun ödevlerine profesyonel yaşamından kesitler sunarak yardımcı olan ve uyumak değil yatakta erkenden bayılan kişiye ANNE denir.

80. Hiç yeteneği olmadığı halde çocuktan sonra her söze bir şarkı söyleyen kişiye ANNE denir.

81. Oğluna masal anlatmak isterken masala Kırmızı Başlıklı Kız ve Yedi Cüceler diye başlayan ve masalın nasıl başladığını neden hatırlamadığını bir süre sonra anlayan kişiye ANNE denir.

82. 30 yıl canını dişine takıp kariyer yapmak için uğraşıp, bebeği doğduğu gün hepsini bırakıp bebek bakan kişiye ANNE denir.

83. Bütün gece uyumadığı için, sabah işe geldiğinde araba anahtarıyla çekmecesini açmaya çalışan kişiye ANNE denir.

84. Çocuğunun hiç bir zaman tok olduğunu kabullenmeyip her daim ne yedirsem diye düşüp duran kişiye ANNE denir.

85. Çocukları için canını feda edebilecek tek varlığa ANNE denir.

86. Çocuğunun başka yerde rahat uyuyamayacağını bildiği için kendi ailesinin evinde dahi kalmayıp gece yarısı yollara düşen kişiye ANNE denir.

87. Kızını okula yollayabilmek için kendi yol parasından feragat edip işe karda kışta yürüyerek giden kişiye ANNE denir.

88. Tükürdüğünü defalarca yalayan ve bunu kabullenme bilgeliğini gösterebilen yegane kişiye ANNE denir.

89. Bebek doğduktan sonra sıcak bir yemek yiyemeyen (yemeği tabağa koyup bir türlü yemeye fırsat bulamayan) ve ne yediğini de iki arada anlamayan kişiye ANNE denir.

90. Baba ve bebek uyutulduktan sonra bir bardak çayla bisküvi keyfi yaparken bisküvi tabağı yerine elini sıcak çaya sokan şahsa ANNE denir.

91. 2 yaşındaki çocuğu günde 456.894.455 kez ısırıp yapma evladım, hayır evladım, canım acıyorsözlerini 5.684.122 kez söyleyen kişiye ANNE denir.

92. Bebeğine bin bir zahmetle mama hazırlayan, yedirmeyi binlerce kez deneyen ancak başarısız olan kişiye ANNE denir.

93. Bebeğini ya da çocuğunu yedirirken onunla beraber ağzını açıp kapayan kişiye ANNE denir.

94. Bebeği uyuduğu sırada yemek mi yapsam çamaşırları mı yıkasam dinlensem mi gibi soruları soran kişiye ANNE denir.

95. Bebeğinden önce gece 6 saat uyuyunca gün boyu zombi gibi gezen, bebeğinden sonra gece kesintisiz 4 saat uyursa tüm günü hiç esnemeden geçirebilen kişiye ANNE denir.

96. Akşam eve geldiğinde, çığlık çığlığa üzerine atlayan bebeğine sarılıp, gözyaşlarını saklamaya çalışan kişiye ÇALIŞAN ANNE denir.

97. Uykumuz geldi, bugün kakamızı yapamadık gibi konuşmalarla, çocuğuyla kendini aynı kişi zanneden şahsa ANNE denir.

98. Kendini çocuğunun babasıyla kıyaslayarak daha becerikli, daha üretken, daha çalışkan, daha fedakâr, daha daha daha… yani evde en önemli olduğunu düşünen kişiye ANNE denir.

99. 48 saat uyumayan bebeğiyle ilgilenirken yorgunluktan harap olmuş bebeği nihayet uyuduktan sonrada ya kusarsa ya boğulursa diye oturup başında bekleyen kişiye ACEMİ ANNE denir.

100. Olmadık zamanlarda ve mekanlarda emzirmek için göğsünü çıkarıp bebeğinin ağzına dayayan kişiye ANNE denir.

101. Sekiz aylık hamile kızına, o adını anmamış olsa da, canı çekmiştir diye kargoyla zeytinyağlı dolma gönderen insana ANNE denir.

102. Kendisi ilaç içecekken, yan etkilerine bakıp “amaaan, bunlar da ne bulurlarsa yazmışlar, bir şey olmaaaz” diyerek içen, çocuğuna ateş düşürücü ilaç içirecekken yan etkilerine bakıp “çok tehlikeli yan etkiler var, bunların piyasaya çıkmasına nasıl izin verirler, acaba şu olur mu, acaba bu olur mu, ilk defa içecek, acaba hastanede mi içirsem” diye psikopata bağlayan kişiye ANNE denir.

103. İşe gelmeden önce yollarda Ali Baba’nın Çiftliği’ni yeni yeni konuşan kızına söyleyen,iş yerindeyken bile telefondan kızına yemek yedirmeye çalışan,akşamları kızına kavuştuğunda bir yandan mutluluk bir yandan hüzünle dolan kadına ANNE denir.

104. Saatlerce uyutmaya çalışıp uyuduktan sonra can sıkıntısından ne zaman uyanacak diye bebeğinin başında bekleyen kişiye ANNE denir.

105. Evde 1 saat yalnız kalınca boşluğa düşen kişiye ANNE denir.

106. Sabahtan çamaşırları makineye atıp, çocuğun kahvaltısını hazırlayıp yedirip işe giden, yoldayken ben pijamalarımı çıkarmış mıydım diye kontrol eden ve akşama kadar koşturduktan sonra eve dönüp yemek hazırlayıp, çamaşır asıp, ortalık toplayıp, bir yandan da oğluna at taklidi yaparak sırtında emekleyerek dolaşan ve akşam yemeğinde oğlu ağzına her kaşık alışında üzerindeki yorgunluğu atıp huzur bulan yaratığa ANNE denir.

107. Kendi haftalık komple bakımını 30 dakikada bitirebilen kişiye ANNE denir.

108. Ön-ergenlikteki tüm vicdansız delikanlı yorumlarına maruz olan ve 2 dakika sonra hepsini unutabilen kişiye ANNE denir.

109. Tüm marketlerde şekerli (Tipitip veya Big Babol tarzı) sakız arayan kişiye ANNE denir.

110. Kocasına 6. ay aşıları ateş yapar diyorlar ateşten çok korkuyorum aşkımmm acaba o geceyi arabada hastanenin önünde mi geçirsek diyen kişiye ANNE denir.

111. Bebeği kabız olduğunda işini kolaylaştırmak istercesine onunla birlikte ıkınana ANNE denir.

112. Gecenin bir vakti bebeğinin ertesi günkü yoğurdunun mayalanmadığı aklına gelip, o sıcacık yataktan kalkıp yoğurt mayalan kişiye ANNE denir.

113. Etten tiksindiği halde tavuk ciğeri, kuzu beyni ve dana dilini doğrayan, yesin de tek kan yapsın diye şekil şekil pişiren cinse ANNE denir.

114. Tabakta kalan yemeği hadi son son son diyerek 3-4 kaşık daha tepiştirmeye çalışana ANNE denir.

115. Bebeği mışıl mışıl uyuduğunda, onu seyrederken bir yani huzurlu, diğer yarısı evhamlanan ve hiçbir sorun yokken hüngür hüngür ağlayan kişiye ANNE denir.

116. Artık en sevdiği şarkı Mini Minnacık Örümcek, en sevdiği şarkıcı “eğitici müzikli oyuncaklar” olan kişiye ANNE denir.

117. İş yerinde öğle vakti arkadaşları alışveriş, kuaför vs. konularda sohbet ederken, oğlunun her gün ve günde 3 öğün izlediği Aslan Kral filmini onunla izleyip, müziğini beyninden silemeyip durmadan mırıldanan ve garip bir mahlukmuş gibi bakılan kadına ANNE denir.

118. Çocuğu olduktan sonra günlük gazeteleri biriktirip bir hafta geriden takip edebilen kişiye ANNE denir.

119. Her türlü sinek, böcek ve haşerattan tiksinen, ancak çocuğunun odasında uçan sivrisineği hiç çekinmeden şap! diye çıplak elleriyle öldüren (sonra da elini yıkamak üzere çığlık çığlığa banyoya koşan) kişiye ANNE denir.

120. Çanta hazırlarken önlük eksikmiş diye çocuk odasına gidip etrafa bakınan, ben buraya niye gelmiştimdeyip hiçbir şey almadan odadan çıkan kişiye ANNE denir.

121. Kendi rejimde olduğu halde en sevdiği yemeği çocuklarına pişiren kişiye ANNE denir.

122. Önceden varlığının farkında bile olmadığı, ancak şimdi görüş alanına giren her türlü sehpa köşesi, elektrik prizi, halı kıvrımı gibi çıktını ve yükseltileri tehlike belleyen insana ANNE denir.

123. İkinci bebeğini beklerken “Bunu da sevebilecek miyim?” diye hayıflanan, kucağına alır almaz kalbinde yeni bir oda açılan kadına ANNE denir.

124. Pipimizi herkesin içinde tutmuyoruz, burnumuzu tuvalette temizliyoruz, arkadaşlarımızı ısırmıyoruz,gibi mantık(sızlık) önermeleri günlük yaşamının bir parçası haline gelmiş olan kişiye ANNE denir.

125. Evden çıkmaya hazırlanırken, sofraya çağırırken, banyoya sokmaya çalışırken, … çocuğuna HADİ demekten midesi bulanan kişiye ANNE denir.

Bu listeyi şu yazıya bırakılan yorumlardan ve Forum’da açtığım şu konuya gelen cevaplardan derledim.

Hemen her maddenin altına imza atabilirim. Kimisiyle o kadar örtüşüyorum ki, “bunu ben mi yazdım?” diye düşündüm.

Hepsine bayıldım, güldüm, eğlendim; ama beni en çok güldüren 70 numara oldu.

Katkıda bulunan herkese çok teşekkürler.

Bakınız kimlere ANNE denir

Anne - Çocuk, cinsel bilgiler, Cinsellik, Erkekler, kadınlar

Çocuk’da Yaparım Sex’de

Çocuk’da Yaparım Sex’de

Çocuk’da Yaparım Sex’de ‘Üçüncü Ebeveyn: Anne-Baba İlişkisi’ konulu seminerin iki boyutu vardı: (1) Çocuktan Sonra Cinsel Hayat ve (2) Anne-Baba İlişkisi. İlk boyutunu Cinsel Sağlık Uzmanı Dr. Ece Hattat, ikinci boyutunu ise Uzman psikolog Fatma Tosuntaş Karakuş anlattı.

Uzun bir yazı olacak, sıkı durun.

Öncelikle Ece Hattat, çiftler arasındaki cinsel ilişkiye değin konuştu. Kendisi bir cinsel sağlık uzmanı olarak cinsellikle barışık, cinsel terminolojiyi de rahatlıkla kullanan bir insan olduğundan, ben de burada seminer boyunca aldığım notlara yer vereceğimden ben de aynı terminolojiyi aktarıyor olacağım. O yüzden eğer cinsel terminolojiye tepkiliyseniz, ‘ay burası anne blogu, burada klitoris denir mi?’ şeklinde yargılamalara varacaksanız bu yazıyı okumayı bırakmanız hepimiz için daha hayırlı olacaktır.

Cinsellik tabu, evet. Kadın cinselliği daha da tabu. Bugün bu tabuyu el birliğiyle, biraz olsun yıkıyoruz; buna vesile olan Uykusuz Anneler ve Nestle’ye -ve tabii ki konunun uzmanlarına- teşekkür ederim.

Çocuk da yaparım, seks de
 

Cinsel sorunlarla ilgili konuşulmayanlar

İlk olarak kadınların cinsellik konusuyla oldukça ilgili olduklarını, ancak bu konuyu konuşmaktan çekindiklerini anlatarak başladı Ece Hattat. Hepimiz önem veriyoruz, bu konuda merak ediyoruz, okuyoruz ancak bunu gizliyoruz. Cinsel sorunlarımızı eşimize, doktorumuza açamıyoruz.

Uykusuz Anneler’in sitesinde bu seminer öncesinde düzenlenen ankete katılanların %70’i cinsel tatminsizlik yaşadığını söylemiş. Nedir bu cinsel sorunlar? Cinsel istek kaybı, orgazm problemi, ağrı problemi, seksten keyif alamama, performans endişesi ve lübrikasyon sorunu…

Çocuk da yaparım, seks de

 

Bu cinsel sorunlar kadınlarda bir arada görülüyormuş. İşin üzücü kısmı, kadınların yaşadıkları cinsel sorunlar ‘psikolojik’ ya da ‘strese bağlı’ olarak geçiştiriliyormuş. Gerçek şu ki, strese bağlı bile olsa -ki stres bu anlamda oldukça geçerli bir sebepmiş- çözülmeyen cinsel sorunlar bir süre sonra hormonları etkilemeye başlıyor, ‘organik’ sorun haline geliyormuş. O noktada kadın kendini yetersiz, mutsuz, cazibesiz hissetmeye başlıyor ve bir kısırdöngüye giriyormuş.

Kıssadan hisse: cinsel sorunlarınızı gözardı etmeyin.

Her üç çiftten biri cinsel sorun yaşıyormuş. Hani o magazin dergilerinde gördüğümüz süper seksi, aşırı güzel, fit ve yapılı vücutlu çiftler var ya, hah işte, onların seksi çift görüntüleri cinsel anlamda mutlaka mutlu oldukları anlamına gelmiyormuş. Kıssadan hisse: Dışarıdan görünene aldanmayın, kapalı kapılar ardında kimse ne yaşan(ma)dığını bilemez.

Kadınların yüzde 50’sinden fazlası cinsel sorunlarını hiç kimseyle paylaşmıyormuş. %23’ü partnerine, %22’si doktoruna, %20’si arkadaşına açılıyormuş. Ne çok kadın var sessiz kalan… Ve kadınlar ne istediklerini ifade etmedikleri için istedikleriyle yaşadıkları arasında ciddi mesafe oluyormuş.

Cinsel ilişki öyle önemli ki, İngiltere’de yapılan bir araştırma boşanmaların yarıdan fazlasında cinsel sorunların etkili olduğunu ortaya koymuş.

‘Hepimiz eşimizle, sevgilimizle birçok konuyu konuşuyoruz’ dedi Ece Hattat. O gün ne yaptığımızı anlatıyoruz, birlikte gittiğimiz bir restoranda yediğimiz yemeğin nasıl olduğunu yorumluyoruz, seyrettiğimiz bir filmi değerlendiriyoruz. Peki kaçımız, cinsel ilişkimizin ardından geri bildirimde bulunuyoruz?

Neyin hoşumuza gittiğini, neyin bizi mutlu ettiğini anlatabiliyoruz?

Ya da bunları duymaya kaçımız tahammül edebiliyoruz? Bu satırları yazmak bile benim için zor. Kendi cinsel hayatımın ayrıntılarını anlatmasam da, bu kadar tabu olan bir konuyu babamdan kimya öğretmenime kadar uzanan bir kitlenin önünde dile getirmek kolay değil benim için. Ama bu çok kültürel bir şey; ben hala Amerika’da yaşıyor olsaydım ya da İngilizce blog yazıyor olsaydım böyle hissetmezdim. Bizim kültürümüz cinsel konuların konuşulmasına çok kapalı… Gel gör ki ensest ilişkilerden tut hayvanlarla ilişkilere kadar türlü cinsel sapkınlıklar da bir o kadar yaygın! Çünkü cinsellik ne kadar tabulaştırılırsa, cinsel sapmalar o kadar çok yaşanıyor.

Hepimiz şehir efsaneleriyle büyüyoruz: Kadın seksi başlatmaz! Erkek her zaman isteklidir! Bunları duyuyoruz sürekli… Kendimizi tanımıyoruz. Eşimizin sorunlarını nasıl gidereceğimizi, ona nasıl yardımcı olacağımızı ise hiç bilmiyoruz.

Sağlıklı olmak nedir biliyor musunuz? Ben de ilk kez öğrendim: Dünya Sağlık Örgütü, ‘sağlıklı olma’ halini ‘hasta olmama’ olarak tanımlamıyormuş. Biyolojik, psikolojik VE sosyal olarak iyi olmakmış sağlıklı olmak… Böyle baktığımızda kaçımız gerçekten sağlıklı olduğumuzu söyleyebiliriz?

Hamilelik ve doğum sonrasında kadınların karşılaştıkları cinsel sorunlar

Cinsel yaşamın en çok değiştiği süreç hamilelik… Bu süreçte de, hamile olmayan çiftlerde olduğu gibi herkesin ‘normali, sıklığı’ kendine özel. Doktorunuz size yasak koymadığı sürece dilediğiniz zaman, dilediğiniz kadar seks yapabilirsiniz hamilelikte… Amniyon sıvısı ve rahim kasları bebeği yeterince koruyor zaten.

Sorun şu ki, ‘cinsellik’ deyince, ‘seks’ deyince ilk aklımıza gelen ‘cinsel birleşme’ oluyor. Oysa cinselliği ‘eşinizle yaşadığınız tüm duygusal ve fiziksel yakınlaşmalar’ olarak tanımladı Ece Hattat. Cinsel birleşme bunlardan yalnızca biri.

Dolayısıyla herhangi bir şekilde cinsel birleşme yaşayamıyor veya yaşamak istemiyorsanız yine de cinsel hayatınızı devam ettirebilmenin binbir türlü yolu var (bazı kadınlar için o da yok, kimi tıbbi sorunları olan kadınların hamilelik sırasında orgazm olmamaları ve dolayısıyla orgazm kasılmalarını yaşamamaları gerekiyor. Doktorunuza sorun). Hamilelik, cinsel yaşamımızda önümüze çıkan bir değişim sadece. Bu fiziksel duruma adapte olmak sizin ve partnerinizin elinde… Bu süreçte yeni bir cinsel ritüel geliştirebilirsiniz. Kendinizi iyi hissettiğiniz anları kollayıp, uzun ve iyi önsevişmeli bir cinsel hayat sürebilirsiniz.

Çocuk da yaparım, seks de Çocuk da yaparım, seks de

Her iki kadından biri doğumdan sonraki vücudunu beğenmiyormuş. Ben de o iki kadından biriydim. Neyimi beğenecektim Alla’sen? İçi boş, lastik gibi bir karın. Önce kafam kadar şişmiş, sonra balon gibi sönmüş memeler. Belimin kenarından sarkan yağlar… Pek de beğenilesi değil, öyle değil mi?

Ancak sorun şu ki, kendimizi ne kadar çirkin görürsek, o kadar isteksiz oluyormuşuz. Ya da bunun tam tersini söyleyelim: Sönmüş memelerimize, sarkmış karnımıza RAĞMEN iyi bir seks hayatımız olabilirmiş. Hem kaçımızın sevgilisi/kocası manken vücuduna sahip allah aşkına? Bir zamanların Bon Jovi’si bile pörsüdü be!

Ne diyorduk?

Ha, evet, hamilelik ve doğum sonrasında kadınları bekleyen sorunlar:

  • Vücut imajını beğenmeme. Buna yukarıda değindik. Çözüm nedir peki? Seks. Bir doğal antidepresan olarak seks. Ne kadar çok seks yaparsanız o kadar çok yenermişsiniz bu ‘çirkinim, beni kim beğenir ki’ duygularını…
  • Uykusuzluk. Bu konuyu açmaya gerek yok sanırım. Hepimiz ne olduğunu, nasıl olduğunu biliyoruz.
  • Mahremiyet. ‘Ses gider’ endişesi kadınları ciddi anlamda tedirgin eden bir endişeymiş. Eh, buna yan odada uyuyan bebek/çocuk, onun yanındaki bakıcı, beri taraftaki anneanne/babaanneyi de ekleyince bu endişenin haklı sebepleri çıkıyor ortaya… Stresinizi bertaraf etmeye, gerginliklerinizi azaltmaya çalışacakmışsınız, çaresi buymuş.
  • Zamanlama. Çocuktan önceki seks ritüeliniz tamamen değişiyor çocuktan sonra. Yalnız kalabildiğiniz saatler, sekse ayrılan süre, her şey değişiyor.

Her 5 çiftten biri aseksüel ilişki yaşıyormuş. Ne demekmiş aseksüel ilişki? Seksin yılda 10 kere ya da daha az gerçekleştiği ilişkilermiş.

Doğum sonrasında hormonal değişikliklere de değindi Ece Hattat. Hani hepimizin bildiği bağlılık hormonu var ya, hani doğumda salgılanan oksitosin… İşte o, partnerler arasında da salgılanan bir hormonmuş. Gel gör ki bebeğimizden aldığımız oksitosin, eşimizden aldığımızın kat kat üstündeymiş. Bu sebeple de birçok kadın doğumdan sonra cinselliğe uzun bir süre ihtiyaç duymayabilirmiş, çünkü ihtiyaç duyduğu ‘mutluluğu’ bebeğinden alabiliyormuş. Ki bu, erkekler için de geçerliymiş ve dahası, erkekte oksitosin hormonunun çok fazla düşmesi cinsel sorunlara yol açarmış.

Gelelim zurnanın zırt dediği yere: Normali nedir?

Herkesin merak ettiği soru bu, hep de budur. ‘Acaba bizim cinsel hayatımız normal mi? Biz haftada şu kadar kez yapıyoruz, acaba az mı çok mu?’

Dedi ki Ece Hattat, normalini kendiniz belirliyorsunuz. Hani ‘nitelik değil, nicelik’ derler ya, hah işte ondan… Siz ayda 10 kez seks yaparsınız, 9’unda cinsel ağrı yaşıyorsunuzdur, zevk almıyorsunuzdur, o zaman bu kaliteli bir cinsle yaşam değildir. Ya da her seferinde aklınıza ertesi gün ne giyeceğinizden işyerinizdeki rapora, çocuğunuzun okulundan akşama yapacağınız yemeğe kadar bir sürü şey geçiriyorsunuz ve yeterince uyarılmıyorsunuzdur, o zaman bu kaliteli bir cinsel ilişki değildir. ‘İşleyen demir ışıldar’ dedi Ece Hattat. Ancak belirli bir sayı telaffuz etmese de, sekse verilen aranın 2,5-3 haftayı geçmemesi gerektiğine dikkat çekti.

Çocuk da yaparım, seks de
 

Biz konu icabı kadınların sorunlarını konuştuk ancak Ece Hattat erkeklerin yaşadığı cinsel sorunlara da değindi. Bunların %80’ini organik faktörler oluştururmuş: testosreron eksikliği, metabolik rahatsızlıklar, damar yetersizliği, kötü beslenme, aşırı sigara tüketimi gibi… İşin ilginç tarafı, erkeklerde cinsel sağlık genel sağlığın öyle bir parametresiymiş ki, 30-40 yaş arasında olup da klinik seviyede testosteron eksikliği yaşayan erkeklerin önemli bir bölümü ileride kalp rahatsızlığı da çekermiş.

Peki, gel gelelim çözüm önerilerine…

Diyelim cinsel hayatımızda sorunlar yaşıyoruz, ya da seks yaşamımızın kalitesini yükseltmek istiyoruz. Ne yapacağız?

Birincisi alarmları görmezden gelmeyecekmişiz. Nedir bu alarmlar? Vajinal kuruluk, ağrı, kasılma, idrar kaçırma, isteksizlik… 

 

Biz konu icabı kadınların sorunlarını konuştuk ancak Ece Hattat erkeklerin yaşadığı cinsel sorunlara da değindi. Bunların %80’ini organik faktörler oluştururmuş: testosreron eksikliği, metabolik rahatsızlıklar, damar yetersizliği, kötü beslenme, aşırı sigara tüketimi gibi… İşin ilginç tarafı, erkeklerde cinsel sağlık genel sağlığın öyle bir parametresiymiş ki, 30-40 yaş arasında olup da klinik seviyede testosteron eksikliği yaşayan erkeklerin önemli bir bölümü ileride kalp rahatsızlığı da çekermiş. Peki, gel gelelim çözüm önerilerine… Diyelim cinsel hayatımızda sorunlar yaşıyoruz, ya da seks yaşamımızın kalitesini yükseltmek istiyoruz. Ne yapacağız? Birincisi alarmları görmezden gelmeyecekmişiz. Nedir bu alarmlar? Vajinal kuruluk, ağrı, kasılma, idrar kaçırma, isteksizlik…  Hazırlık yapacakmışız. Kadınların sekse hazırlanması, erkeklerinkine göre çok daha dolambaçlı ve karışık bir süreçmiş. Şöyle:

Planlayacakmışız. Seks planlanır mı? Neden olmasınmış? Çok mu yapay? Ne varmış ki bunda? Nasıl planlanırmış peki seks? Şöyle örnekler verdi Ece Hattat: Yemekten sonra bulaşık yıkamak dert olacaksa yemeği dışarıdan söyleyerek… Bir gün önce erken yatıp uyuyup ertesi gece vakit yaratarak… Falan…

Cinsel zekamızı arttıracakmışız.

Şehir efsanelerinden uzak duracak, neyi sevdiğimizi keşfedecekmişiz. Beklenti ve isteklerimizi ifade etmekten çekinmeyecek, partnerimize kulak verecekmişiz. Kadınlar ve erkekler arasındaki uyarılma farklarını bilecek, tercih edilen davranışları bilecekmişiz. En önemlisi birbirimize destek olacak, motive edecek ve skora değil, kaliteye odaklanacakmışız.

Bunlar Ece Hattat’ın anlattığı konulardı… Gelen sorular arasında ‘klitoral ve vajinal orgazm arasındaki fark’ vardı. Ece Hattat bunu, ‘klitorisin, sanıldığından daha geniş bir organ olduğunu ve iki tür orgazm arasında çok fazla fark olmadığını, daha doğrusu, kadın tatmin olduğu sürece ne şekilde olduğunun önemli olmadığı’ şeklinde açıkladı. Yani takmayacakmışız kafamıza o vajinal orgazm oluyor da ben niye olamıyorum falan diye…

Bir diğer soru,

kız çocuklarının cinsel ilişkilerini kaç yaşında yaşamalarının normal olduğusorusuydu. Ece Hattat, normalin ne olduğunu telaffuz etmemekle birlikte bu yaşın giderek düşmekte olduğunu ve kız çocuklarında ‘arkadaş faktörü’nün çok önemli olduğunu söyledi. Kızların ‘cinsel ilişkiye giren’ kız arkadaşlarından etkilenerek cinsel deneyim yaşamaya heves ettiklerini, bu noktada ailelerin mutlaka onları bilgilendirmeleri gerektiğini söyledi. Kızlara mutlaka tercihleri olduğunu, dur deme haklarının olduğunu öğretmek gerektiğini belirtti. Öte yandan evde seksin konuşulmasının öneminden da bahsetti.Ne şekilde konuşulacağı her ailenin bu konuda kendini ne kadar rahat hissettiğine bağlı, ancak seks hakkında konuşabilmek için mutlaka cinsel sağlık uzmanı olmak zorunda değilsiniz dedi.

Aynı sorunun bir de oğlan tarafı geldi daha sonra: Oğlan çocukları ilk cinsel deneyimlerini ne zaman yaşıyorlar, yaşamalılar? Ece Hattat yine işin -meli/malı kısmından uzak durarak normali söyledi: Kızlardan daha erken yaşlarda yaşadıklarını; kızlardaki arkadaş faktörünün yerini burada porno filmlerin aldığını söyledi. Ergen oğlanların porno filmlerinde izledikleri görüntüleri ‘normal bir ilişki’ sandığını, oysa bunların ütopik olduğunu bilmeleri gerektiğini, bu konuda yine ebeveynlere görev düştüğünü söyledi.

Bunları konuşmak çok kolay değildi, yazmak da öyle… Ancak hiçbiri, Ece Hattat klitoris aşağı, orgazm yukarı anlatırken odadaki yegane erkekler olan kameraman ve fotoğrafçının düştüğü durum kadar zor değildi sanırım. Neyse, hep kadınlar mı utanıp boynunu eğecek canım?!