Anne - Çocuk, Astroloji, Aşk - Evlilik, Örgü - Dantel, Ünlülerin Diyetleri, Beslenme, burcunuza göre diyetler, Burcunuza Göre Diyetler, cinsel bilgiler, Cinsellik, Diyet - Fitness, Diyet Haberleri, Diyet Programları, diyet türleri, Diyet Türleri, Diyet Yemekleri, Diyete Başlarken, Egzersiz, Erkekler, Erken Boşalma, Estetik, Ev - Dekor, Güncel Yaşam, güzellik, gebelik, Hamilelik ve Diyet, incelmek, kadınlar, Kategorilenmemiş, Kilo Alma, Kilo Verme, Magazin, Moda - Stil, Penis Sertleştirici Hap, Pratik Bilgiler, realistik manken, Ruya Tabirleri, Saç Bakımı, saç bakımı, sağlık, Sinema, Uncategorized, Yemek Tarifleri, Zayıflama Ürünleri, Zayıflamak, Zinde Olmak, şifalı bitkiler, şişme bebek, İtiraflar

ÇİFTLER ARASIN DA Kİ CİNSEL BAĞLARIN NASIL GÜÇLENİR

Daha İyi Cinsel Bir Hayata Nasıl Sahip Olunur?

İlişkiler ilk başladığında çiftlerin arasındaki cinsel hayatın yoğun olması sıra dışı bir şey değildir. İlk zamanlarda aralarında yaşanan cinsel bağ çok güçlüdür. Ama zaman geçtikçe, çiftler birbirlerini daha iyi tanıdıkça cinsel bağ zayıflayabiliyor.

Çiftler aralarındaki cinsel isteği azalttığı tatmin duyguları da azalıyor. Cinsel tatminsizlik de ilişkinin devamındaki sonuçları koca bir boşluğa dönüştürüyor. İlişkilere doğru herkesin ortak bildiği bir nokta vardır; zaman geçtikçe, beraber vakit geçirince aradaki bağ güçleniyor olsa da ilişki deki heyecan etkisini kaybeder. Ya da diğer bir bilinen nokta karşılıklı olarak kurulan ilişkiler yerini bir zaman sonra rahatlığa bırakır.

Birlikte bir zamanlar zevkle yapılan aktivitelerin yerini evde yapılan moloton aktiviteler devralır. Farklı çiftler ise molotonlaşmamak için ilişkilerinin heyecanını yitirmemesi için daha farklı, heyecanlı aktiviteler yaparlar. Beraber yapılan aktiviteler de çiftler aralarındaki bağı güçlendirdikleri için daha çok cinsel istek duyuyor ve cinsel tatminliğini diğer çiftlere göre daha çok yaşıyor. Bu aktiviteleri yaparken çiftlerin alışılmışın dışında ve yeni beceriler edebilecekleri aktiviteler olması yapılan araştırmalarda da görülmüştür. Yani kişide heyecan ve gelişim duygusunu artıran aktiviteler yapılmalı.

Çiftlerin yeni bir şeyler öğrenmeleri o gün taraflarda cinsel isteği arttırıyor ve seks yapma ihtimallerini güçlendiriyor. Üstelik tek tarafının bu aktiviteleri yapması bile çiftlerin cinsel isteklerini karşılıklı olarak arttırıyor. Yapılan aktivitelerin bu kadar etkili olmasının ise bir çok farklı sebebi olabilir. Bunlardan birisi tarafların kendilerini geliştirmeye yönelik yaptığı aktivitelerin birbirleri arasındaki yakınlığı artırmasıdır bu da aralarındaki cinsel isteğe dönüşür. Diğer bir sebebi ise kişilerin bunları yaparlarken birbirlerinden bağımsızlaşması ve bir süreliğine ayrı kalmasıdır bu da aralarındaki ateşi yükseltir.

Cinsel olarak daha yüksek hissetmek için sadece sizin bir aktivite de bulunmasına gerek yok. Çiftinizin farklı şeyler deneyimlediğini görmeniz de sizin isteğinizi artıracaktır. Bir şeyler öğrenirken birbirinize yardımcı oluyorsanız aranız da ki bağı daha kolay güçlendirir. Ama sonuç, deneyim ya da öneri ne olursa olsun iş tamamen sizin birlikteliğiniz de bitiyor.

Anne - Çocuk, Aşk - Evlilik, Burcunuza Göre Diyetler, cinsel bilgiler, Cinsellik, Diyet - Fitness, Diyet Haberleri, Ev - Dekor, Güncel Yaşam, güzellik, gebelik, Kategorilenmemiş, Kilo Alma, Kilo Verme, Magazin, saç bakımı, Sinema, Yemek Tarifleri, Zayıflama Ürünleri, Zayıflamak, Zinde Olmak, şifalı bitkiler

Decottopia Cel-İtis Nedir, Ne İşe Yarar, Etkileri, Yorumlar, Şikayet

Decottopia Cel-İtisNedir, Ne İşe Yarar, Etkileri, Yorumlar, Şikayet

Sizler için detaylı olarak Decottopia Cel-İtis nedir, Decottopia Cel-İtis ne işe yarar, Decottopia Cel-İtis etkileri, Decottopia Cel-İtis faydaları, Decottopia Cel-İtis kullananlar, Decottopia Cel-İtis kullanıcı yorumları, Decottopia Cel-İtis şikayetler hakkında bilgilendirici bir makale hazırladık. Bu makalemizde Decottopia Cel-İtis hakkında sorularınıza cevap bulmayı umuyoruz.
Decottopia Cel-İtis bir çok insanın internet üzerinde karşılaştığı ve google, Yandex vb. Arama motorlarında aradığı bir üründür. Decottopia Cel-İtis kullanımı son derece basit, kullanımının basitliği kadar, etkisi büyük bir olmuştur. Makalemizde Decottopia Cel-İtis kullananların yorumlarına, şikayetlerine de yer verdik. Eğer daha fazla bilgiye ihtiyacınız varsa Decottopia Cel-İtis Resmi satış sitesinden detaylı bilgiye sahip olabilir ve güvenle sipariş verebilirsiniz. Resmi satış sitesinden verdiğiniz Decottopia Cel-İtis siparişleriniz kapında ödeme ile kapınıza kadar gönderilir. Decottopia Cel-İtis adet kampanyalı bir üründür. Adet kampanyalarını kullanarak alışverişinizi uyguna getirebilirsiniz. Decottopia Cel-İtis hakkında detaylar…Decottopia Cel-İtis Ananas ve Sahil Çamı Ekstresi İçeren Takviye Edici Gıda 30 Şase x 6 GrYetişkinlerde günde 1 Şase  200 ml su ile karıştırılarakalınması tavsiye edilir

Uyarılar

Kafein İçerir. Çocuklar ve hamile kadınlar için tavsiye edilmez. Kafein miktarı 1 porsiyon için 80 mg

Decottopia Cel-İtis resmi internet sitesinden kapıda ödeme güvencesi ve ücretsiz kargo fırsatı ile sipariş vermek için aşağıda ki butonu tıklayabilirsiniz.

Decottopia Cel-İtis Ne İşe Yarar?

Decottopia Cel-İtis hakkında çok fazla bilgi internette yer almıyor. Çokça kişi Decottopia Cel-İtis hakkında bilgi sahibi olmak istese de tam olarak ne işe yaradığı hakkında detaylı bir bilgi verilmemiş. Eğer Decottopia Cel-İtis hakkında detaylı bilgiye ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız, Resmi satış sitesinden çağrı kaydı oluşturarak, müşteri hizmetlerinden sorularınıza cevap alabilirsiniz.

Decottopia Cel-İtis Kullananlar ve Kullanıcı Yorumları

Herkes bir ürün almadan önce mutlaka kullanıcı yorumlarını araştırıyor. Decottopia Cel-İtis kullanıcı yorumlarının önemli olduğu ürünlerden bir tanesi. Şikayetvar’da Decottopia Cel-İtis hakkında olumsuz yoruma rastlamadık. Genelde kargo sorunları ve verilen site ile ilgili sorunlar oluyor. Decottopia Cel-İtis, bu sorunların dışında kalan bir olumsuzluk içermediğini gözlemledik.

Decottopia Cel-İtis Nasıl Kullanılır? Decottopia Cel-İtis Doğru Kullanım Şekli Nasıl Olmalı

Öncelikle ne olursa olsun, Decottopia Cel-İtis orjinalini almanız gerekiyor. Orjinal Decottopia Cel-İtis satın almak için, Resmi satış sitesinden sipariş vermeli, kargonuz elinize ulaştığında bandrollü olduğuna emin olmalısınız.
Decottopia Cel-İtis elinize ulaştığında prospektöründe yazan kullanım talimatlarını detaylıca okuyup, uygun kullanım şartlarına göre kullanmanız gerekmektedir.
Yanlış kullanılan Decottopia Cel-İtis size etkili bir sonuç vermeyebilir. Kullanım hakkında detaylı bilgiyi Resmi satış sitesindende elde edebilirsiniz.

Decottopia Cel-İtis Şikayet

Her ürün maalesef herkeste aynı etkiyi vermemektedir.
Decottopia Cel-İtis, herkese aynı etkiyi vermeyen ürünler arasında olabilir. Bu sebeple Decottopia Cel-İtis kullananların %20’si etkisinin tatmin etmediğini belirtmekte.
Decottopia Cel-İtis bitkisel özlerden oluşan bir ürün olduğu için, düzenli kullanımda etkisini gösterebilen bir ürün. İçeriğinde kimyasal bulunmaması sebebiyle, kullandığınız anda size beklediğiniz etkiyi vermeyebilir. Bu sebeple mutlaka düzenli olarak Decottopia Cel-İtis kullanmanız gerekmekte.
Bir diğer şikayet ise kargo sorunlarından ve sipariş verilen web sitenin sorumsuzluklarından oluşmakta. Türkiye’nin köyleri dahil, kargonun ulaşabildiği her yere kargo gönderebilmek önemlidir.
Ancak gönderim yapılamayacak yeri, sipariş verdiğiniz firma bilmeli.
Bu sebeple Decottopia Cel-İtis alırken dikkat etmeniz gereken bir diğer durum, sipariş verdiğiniz web sitesi. Decottopia Cel-İtis Resmi satış sitesinden ürünü temin etmeniz halinde, yaşanabilecek kargo sorunlarını minimuma indirmiş olucaksınız.
Eğer kargodan uzun bir süre Decottopia Cel-İtis gelmesini beklemek değil, kısa bir süre içerisinde Decottopia Cel-İtis gelmesini istiyorsanız, mutlaka Resmi satış sitesinden sipariş vermelisiniz.Decottopia Cel-İtis Ananas ve Sahil Çamı Ekstresi İçeren Takviye Edici Gıda 30 Şase x 6 GrYetişkinlerde günde 1 Şase  200 ml su ile karıştırılarakalınması tavsiye edilir

Uyarılar

Kafein İçerir. Çocuklar ve hamile kadınlar için tavsiye edilmez. Kafein miktarı 1 porsiyon için 80 mg

Anne - Çocuk, Astroloji, Aşk - Evlilik, Örgü - Dantel, Ünlülerin Diyetleri, Beslenme, burcunuza göre diyetler, Burcunuza Göre Diyetler, cinsel bilgiler, Cinsellik, Diyet - Fitness, Diyet Haberleri, Diyet Programları, diyet türleri, Diyet Türleri, Diyet Yemekleri, Diyete Başlarken, Egzersiz, Erkekler, Erken Boşalma, Estetik, Ev - Dekor, Güncel Yaşam, güzellik, gebelik, Hamilelik ve Diyet, incelmek, kadınlar, Kategorilenmemiş, Kilo Alma, Kilo Verme, Magazin, Moda - Stil, Penis Sertleştirici Hap, Pratik Bilgiler, realistik manken, Ruya Tabirleri, Saç Bakımı, saç bakımı, sağlık, Sinema, Uncategorized, Yemek Tarifleri, Zayıflama Ürünleri, Zayıflamak, Zinde Olmak, şifalı bitkiler, şişme bebek, İtiraflar

Cialis ve Twitter

Cialis Tadalafil Sertleşme problemlerinde viagra ürününden sonra en çok satılan ve doktorlar tarafından düzenli tedavi amacıyla önerilmektedir. 5mg ve 20mg olarak satışı sunulmaktadır. İlerleyen yaşlarda erkeklerde görülen iktidarsızlığı gideren cialis günümüzde oldukça popülerdir. Bu sorunu ortadan kaldıran ve başarı sağlanan bir ilaçtır. İlerleyen yaşlarda gece hayatının tekrardan canlanmasına yardımcı bu ilaçtır.

Cialis Fiyat Olarak Diğer ürünlerden neden daha uygun satılmaktadır.

Cialis Nedir? Cialis Kullanımı ve Bir çok Bilmediğin Özellikleri

Cialis ürünü viagra ve eş değer ürünlerinden daha ucuza satılmaktadır. bunun sebebi mg farkı ve firma satış politikaları gereği ve popülerlik açısından diğer ürünlere nazaran viagra fiyatlarından daha uygundur. Fiyatı uygun olmasından  dolayı doktorlarında tavsiye ettiği 1 numaralı ilaçtır.

Cialis Tadalafil Nedir?  Nasıl Kullanılır.

Erkeklerde sıkça rastlanan sertleşme sorununu tedavi eden bir ilaçtır.  İlaç cinsel birleşme sırasında olması gereken sertliğin gerçekleşmesine yardımcı olur. Aynı zamanda sertlik belli bir sürede korunmaktadır. İlacın içerisinde bulunan tadalafil maddesi penis içerisindeki kan damarlarını gevşetip sertleşmenin olmasına neden olmaktadır. Sertleşme kan damarlarının penis içerisine giriş yapması ile de sertleşme meydana gelir. Kısacası kasları gevşeterek kanın penis bölgesine akışını gerçekleştiren bir ilaçtır. Gelişigüzel ya da kulaktan duyma bilgiler ile kullanılacak bir ilaç değildir. Eğer ki iktidarsızlık sorununuz yoksa da bu ilacı kullanmanıza da gerek yoktur. Sertleşme süresi kısa olan erkeklere de bu ilaçlar uzman hekim tarafından tavsiye edilmektedir. Erkekler için büyük sorun haline gelmiş iktidarsızlığı gidermek amacıyla üretilmiştir. Ülkemizde de sıklıkla kullanılmaktadır. Genellikle güvenebileceğiniz alışveriş sitelerinden ya da eczanelerden almanızda fayda vardır.

Tadalafil

Formül:C22H19N3O4
Eliminasyon yarı ömrü:17,5 sa.
Metabolizma:Karaciğer (predominantly CYP3A4)
ATC kodu:G04BE08 (WHO)
Lisans verileri:EU EMA: by International nonproprietary name; US DailyMed: Tadalafil
Telaffuz:/təˈdæləfɪl/ tə-DAL-ə-fil
Metabolitler:Catechol metabolite
Anne - Çocuk, Astroloji, Aşk - Evlilik, Örgü - Dantel, Ünlülerin Diyetleri, Beslenme, burcunuza göre diyetler, Burcunuza Göre Diyetler, cinsel bilgiler, Cinsellik, Diyet - Fitness, Diyet Haberleri, Diyet Programları, diyet türleri, Diyet Türleri, Diyet Yemekleri, Diyete Başlarken, Egzersiz, Erkekler, Erken Boşalma, Estetik, Ev - Dekor, Güncel Yaşam, güzellik, gebelik, Hamilelik ve Diyet, incelmek, kadınlar, Kategorilenmemiş, Kilo Alma, Kilo Verme, Magazin, Moda - Stil, Penis Sertleştirici Hap, Pratik Bilgiler, realistik manken, Ruya Tabirleri, Saç Bakımı, saç bakımı, sağlık, Sinema, Uncategorized, Yemek Tarifleri, Zayıflama Ürünleri, Zayıflamak, Zinde Olmak, şifalı bitkiler, şişme bebek, İtiraflar

En İyi Sertleştirici Ürün Nedir

en iyi sertleştirici,kamagra jel,kaldırıcı jel,thors hammer,cialis jel,sertleştirici

Merhaba Değerli Misafirlerimiz

12. Yıllık Tecrübemizle Kullanacağınız “en iyi sertleştiric hap krem jel sprey nedir ? ” sorusunun cevabı burada .

Sertleştirici Hap olarak

1. Cialis 
 2. Orviax
 3. Güç Max
 4. Viagra
 5. Aki Gergedan Set
 6. Asya kaplanı

Sertleştirici Jel Olarak

1. Kamagra Jel
2. Cialis Jel
Yukarıdaki Ürünlerin üzerine tıklayarak ürünleri sipariş verebilirsiniz.

Anne - Çocuk, Astroloji, Aşk - Evlilik, Örgü - Dantel, Ünlülerin Diyetleri, Beslenme, burcunuza göre diyetler, Burcunuza Göre Diyetler, cinsel bilgiler, Cinsellik, Diyet - Fitness, Diyet Haberleri, Diyet Programları, diyet türleri, Diyet Türleri, Diyet Yemekleri, Diyete Başlarken, Egzersiz, Erkekler, Erken Boşalma, Estetik, Ev - Dekor, Güncel Yaşam, güzellik, gebelik, Hamilelik ve Diyet, incelmek, kadınlar, Kategorilenmemiş, Kilo Alma, Kilo Verme, Magazin, Moda - Stil, Penis Sertleştirici Hap, Pratik Bilgiler, realistik manken, Ruya Tabirleri, Saç Bakımı, saç bakımı, sağlık, Sinema, Uncategorized, Yemek Tarifleri, Zayıflama Ürünleri, Zayıflamak, Zinde Olmak, şifalı bitkiler, şişme bebek, İtiraflar

Kadınlar için Penis Boyu

bitkisel-penis-buyutucu
bitkisel-penis-buyutucu

Her erkek penisinin büyük olmasını, her kadında partnerinin penisinin büyük olmasını ister. Erkeğin özgüveninin artması ve doyumsuz bir birliktelik için büyük penis işiniz oldukça kolaylaştıracaktır. Penis boyunun ve kalınlığının önemli olduğunu biliyoruz peki; kadınların bu konu hakkında neler düşünüyor?

Evet işte bir internette bulduğum birkaç sitede kadınların penis büyüklüğü hakkında verdiği cevaplar:

 

Kadınlar penis boyu hakkında ne düşünüyor:

 

“Büyük olmasını tercih ederim. Erkek sevişmesini bilmese bile penisin boyu ile durumu kurtarabilir.”

“Benim için Boyu çok önemli değil. Güzel sevişirse benim için yeterli. Penisin Büyük olması acı verir. Fakat merakta etmiyor değilim.”

“Tabii ki penisin büyük olmasını isterim. Penisi küçük erkeklerde özgüven eksikliği oluyor. Yanımda yürürken dahi güven vermiyor.”

“Boyun ve kalınlığın hiç bir önemi yok. Önemli olan beni ön sevişme esnasında mutlu etmesi ve erken boşalması.”

“Erkekler hep penis boyunu abartıyor. Benim için boyu değil işlevi önemli. Girdiği yer fazla uzun değil zaten.”

“Ön sevişmeyi uzun tutar, oral seks yapar ve ellerini kullanmayı biliyorsa sorun olmaz. Zaten biz kadınları orgazm eden asıl şey penis büyüklüğü değil.”

Sözlerin sahiplerinin kimi kendi ismini kimi de nick kullanmıştı ama ben isim verme gereği duymadım. Birde elimde daha çok cevap var ama ben bu kadarını yeterli gördüm işinize yarayacağını düşünüyorum ve bu cevapların üzerine sizlere bu konuyu kendi yazımla daha çok açmak istiyorum!
Kadınlar her zaman sert bir sevişme istemeyebilir. Bu aslında onların o anki ruh haline bağlı; bazen duygulu bir sevişme, bazen de hardcore J. Önemli olan o an karşılık bulabilmeleri, o duygu ve isteklerin beraber yaşanabilmesidir. Biz erkekler bunu anlayıp karşılık vermeliyiz o kısmı anlamak ta biz erkeklere kalıyor.

 

Penis boyutu hakkında:

 

Küçük göğüslü bir kadınla yattığınızı düşünsenize? Kadın sırt üstü yattığı zaman kızın göğüsleri doğal olarak kayboluyor gibi. Bu durumu görünce aklınızdan düşünmeye başlıyorsunuz… sonra bunun bi erkekle düzüşmekten farksız olduğunu düşünürsünüz; kadının dümdüz göğüsleriyle. Ve tabi bir süre sonra performansınız düşer ve sevişme istediğiniz gibi sona ermez.
Bunu aslında şunun için düşünmenizi istedim. Penisi küçük erkeklerle yatmak istemeyen çok kız olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yukarıda düşünmenizi istediğim hikaye gibi onlarında istekleri azalıyor ve performansları bir süre sonra düşüyor. Ortalama bir penisin 15 cm uzunlukta olması gerektiğini aşikar ama sakın benimki bundan küçük diyerek telaşa kapılmayın. Unutmayın ki büyük ve kalın bir penisi sahip olup ta hiçbir numarası olmayan erkekler de var J.

Yani anlayacağınız bütün iş boyda bitmiyor, bunun; giriş, gelişme ve sonuç bölümleri de var. Önemli olan maç sonu skoru J.

Kadınların bir kısmı normal olabilir derken diğer kısmı büyük ve sert olmasını isteye bilir. İşte o ‘Mutlaka büyük penis olmalı!’ diyen kadınların da dört dörtlük olmadığını bilmeleri lazım J.

Anne - Çocuk, Astroloji, Aşk - Evlilik, Örgü - Dantel, Ünlülerin Diyetleri, Beslenme, burcunuza göre diyetler, Burcunuza Göre Diyetler, cinsel bilgiler, Cinsellik, Diyet - Fitness, Diyet Haberleri, Diyet Programları, diyet türleri, Diyet Türleri, Diyet Yemekleri, Diyete Başlarken, Egzersiz, Erkekler, Erken Boşalma, Estetik, Ev - Dekor, Güncel Yaşam, güzellik, gebelik, Hamilelik ve Diyet, incelmek, kadınlar, Kategorilenmemiş, Kilo Alma, Kilo Verme, Magazin, Moda - Stil, Penis Sertleştirici Hap, Pratik Bilgiler, realistik manken, Ruya Tabirleri, Saç Bakımı, saç bakımı, sağlık, Sinema, Uncategorized, Yemek Tarifleri, Zayıflama Ürünleri, Zayıflamak, Zinde Olmak, şifalı bitkiler, şişme bebek, İtiraflar

sertleştirici hap eczane fiyatları

Sertleştirici hap eczane fiyatları

sertleştirici hap eczane fiyatları internet fiyatlarına göre büyük bir farklılık göstermektedir.

bunun nedeni eczanelerin internet firmlarına göre daha falza vergi ve ötv ödemesidir.

bu yüzden intenet firmalarıda sizlere daha kaliteli ürünleri uygun fiyatlara satışa sunmaktadır.

Anne - Çocuk, Aşk - Evlilik, Erkekler, Güncel Yaşam, güzellik, kadınlar, Kategorilenmemiş, Magazin, Moda - Stil

Ergenlik Dönemi İlişkileri

AÇIKLAMA

Ergenlik Dönemi İlişkileri Bu yaşlarda çocukluk yıllarına göre arkadaşlarla ilişkilerin niteliğinde de önemli değişimler yaşanır. Türü ve biçimi değişse de oyunlar arkadaşlarla ilişkilerde hala çok önemli yeri vardır. Ancak eskiden daha çok oyun ağırlıklı olan ilişkilerde artık uzun söyleşilerin ve birlikte olmanın verdiği keyif de ortaya çıkar. Okumaya devam et “Ergenlik Dönemi İlişkileri”

cinsel bilgiler, Cinsellik, Erkekler, Erken Boşalma, Güncel Yaşam, kadınlar, Kategorilenmemiş, Magazin

Ülkelerde cinsel performans anketi

Ülkelerde cinsel performans anketi

Ülkelerde cinsel performans anketi,sex anketi,türkiyede sex,ülkelerde sex anketi,ülkelerde cinsel anket,ülkelerde porno izleme oranları

Ön sevişme süresi ne kadar?

Orgazm öncesi geçen süre, 1-20 dakika aralığında değişiyor. Kadınların yüzde 33’ü ve erkeklerin yüzde 12’si “istediğim kadar” cevabını veriyor.
Türk erkeklerinin performansı?
Utrecht Üniversitesi‘nde yapılan bir araştırmaya göre Türk erkeklerinin sevişmesi, başından sonuna 3 dakika 7 saniye sürüyor. Bu, uzmanlara göre yumurta haşlamaktan daha kısa bir süre.En uzun süreyse İngiliz erkeklerinin: 7 dakika 36 saniye. Çalışmada ayrıca ABD’li erkeklerin 7 dakika, İspanyolların 5 dakika 8 saniye, Hollandalıların ise 5 dakika 1 saniyede boşaldığı belirlendi.

“Partnerinizi aldattınız mı?”

“Partnerinizi aldattınız mı?” sorusuna “Evet” diyen erkeklerin oranı yüzde 47’ye ulaşırken kadınlarda bu oran yüzde 33. “Hayır, hiçbir zaman yapmam” diyenlerin oranı kadınlarda yüzde 57, erkeklerde yüzde 38.“Bir haftada en fazla kaç seks partneriniz oldu?” sorusuna her iki cins de yüzde 45’le “Bir tane” cevabını veriyor. “Kaç seks partneriniz oldu?” sorusuna “Beşten fazla” diyen erkeklerin oranı yüzde 44. “Hiç seks partnerim olmadı” diyenlerde kadınların oranı yüzde 22, erkeklerinse yüzde 18…

Ülkelerin seks alışkanlıkları;

Peki Türkiye’de durum böyleyken, diğer ülkelerdeki seks istatistikleri ne diyor? İşte 2010’da İngiliz The Sun gazetesinin yaptığı ülkelerin seks alışkanlıklarını araştıran çalışmadan birkaç sonuç:Yeni Zelanda: Yeni Zelandalı kadınlar hayatları boyunca ortalama 20 seks partneri ediniyor. Onlar dünyanın en ‘rastgele cinsel ilişki yaşayan’ kadınları.

Avusturya: Ortalama 29 seks partneriyle Avusturya erkekleri dünyanın en çapkınları.

İspanya: Kadınlara göre dünyanın en iyi sevişen erkekleri İspanyollar.

Almanya: Kadınlara göre Alman erkekleri dünyanın en kötü partnerleri çünkü kötü kokuyorlar.

Tayland: Ortalama 10 dakikayla en kısa sevişme süresi onlarda.

ABD: Yasal olarak dağıtımı yapılan ABD yapımı porno filmlerinin yüzde 90 ı Kaliforniyanın San Fernando Vadisi’inde çekiliyor.

Yunanistan: En şehvetli millet. Mikanos Adası, her yıl binlerce turisti kendine çekiyor çünkü burası, ‘yetişkin oyun alanı’ olarak tanınıyor.

Brezilya: En uzun süreli sevişme rekoru 30 dakikayla dikkat çekiyor.

Avustralya: Dünyanın en büyük memeli kadınları burada!

İsrail: Tel Aviv dünyanın genelev başkenti olarak biliniyor.

Hindistan: Telefon seksi ilk çıktığında o kadar popüler oldu ki, birçok kişi borç batağına düşünce bu hatlar yasaklandı.

Fransa: Fransızların yüzde 41’i hayatlarında bir kez de olsa seks partisine katılmış. Aynı zamanda oral seksin en yaygın olduğu ülke. Ülkenin Cap d’Agde bölgesinde bulunan Village Naturiste, dünyanın en büyük çıplaklar kampı.

Japonya: 500 kişinin katılımıyla, dünya grup seks rekoru Japonya’ya ait. Tokyo’nun Harajuku bölgesi fetişin başkenti olarak biliniyor.

İngiltere: İngiltere’nin banliyösünde bulunan Upminster, porno film ve seks oyuncaklarına ülke genelinden 7.9 kat daha fazla para harcıyor.

cinsel bilgiler, Cinsellik, Erkekler, kadınlar, Kategorilenmemiş

Yaşlıların Evliliği ve Sex Hayatları

Yaşlıların Evliliği ve Sex Hayatları

Yaşlıların Evliliği ve Cinsel Hayatları

2014 yılının TÜİK raporları açıklandı. Rapora bakıldığında bir önceki yıla göre evlenme oranları genel olarak %0,6 azalırken, boşanma oranları %1,6 oranında artarak 125 305’e yükselmiştir. Ancak bu genel tablo içinde ilgi çekici olan şey, “son 14 yılda 60 yaş üstü 107 bin 777 erkek ve 25 bin 724 kadın olmak üzere toplam 133 bin 501 yaşlının “ evlenmiş olmasıdır. Bu tablo ister istemez, akıllara yaşlı nüfusun evlenme oranının neden arttığı sorusunu getiriyor. Bunun sosyolojik, psikolojik ve fizyolojik nedenleri söz konusudur.

SOSYOLOJİK:

Türkiye gibi hızlı iç göç yaşayan ülkelerde, bu göçün hızına paralel olarak şehirleşme de artmaktadır.  Şehirleşme ise beraberinde bireylerin yalnızlığını getirmektedir. Ancak bu durumdan en çok muzdarip olanlar hiç şüphesiz yaşlılardır. Çünkü genç ve yetişkin bireyler iş ve sosyal hayatın içinde oldukları için belli bir noktaya kadar yalnızlıkları hissetmeyebiliyorlar. Veya uyum yetenekleri oranında belirli bir zaman sonra kent ortamına uyum sağlayıp, toplumun bir parçası haline geliyorlar. Ancak yaşlı nüfus ve uyum sorunu yaşamakta hem de iş ortamına uzak olduğu için zamanının büyük bir kısmını evde yalnız başına geçirmek zorunda kalmaktadır. Kentlerde geniş aile yapısı çözülüp yerini çekirdek aileye bıraktığı için, zaten az olan hane halkı,  çocuklar okulda,  kadın-erkek de ev dışında çalıştığı için,  yaşlıları yalnız bırakmaktadır.

Köyde ve kırsal bölgelerde kahve kültürü veya komşuluk kültürü hala devam ettiği için, eşini kaybeden veya boşanan yaşlılar, yalnızlıklarını bir nebze de olsa oralarda unutabilmektedirler. Ancak kentler de bu imkân yok. Özellikle mal, mülk ve eşya veya geniş aile veya arkadaş çevresi ile sıkı bağ kuran,  onlara bağlı kalarak hayatını sürdüren yaşlı kuşakta, her an her şeyin değiştiği kent ortamında bağ kuramamak büyük bir boşluk duygusu oluşturuyor. Bunun için de  yaşlılar bağlanma ve paylaşma ihtiyaçlarını gidermek için belirli bir yaşın üstünde olmalarına karşı evlenmeyi tercih edebilmektedirler.

Modernizmin Getirdiği Bireysellik Anlayışı Yaşlıları Evlenmeye Mecbur Ediyor

Modernizmin getirdiği hayat anlayışı, daha çok sosyalleşme yerine bireyselliği, grup dayanışması yerine kendi ayakları üzerine durmayı, zorunlu kılmaktadır. Çocuk ve yetişkinler gün içinde sosyal ortamlara girip sosyallik ihtiyaçlarını kısmen de olsa doyurdukları için,  akşamları eve geldiklerinde kendi köşelerine çekilip  bireysel takılmayı tercih etmektedirler. Aynı zamanda sosyalliğini yaşayan ve modern hayat sistemi nedeniyle daima yapacak ve bitirecek işleri olan insan, yalnız kalıp bir şeyler yapma ihtiyacı da duyabilmektedir.

Bu durum iyi dengelenemediği zaman kişileri aynı zamanda bencil de yapabilmektedir. İnsanlar, rahatlıkla kendi duygu ve düşüncelerini, ihtiyaç ve önceliklerini diğerlerine tercih edebilmektedirler. Evin erkeği veya hanımı, kariyerini, iş hayatındaki başarısını, daha fazla para kazanmayı diğerlerine daha fazla zaman ayırmaya, onlarla ilgilenmeye tercih edebilmektedirler. Çocuklar, daha uygun bir odada,  her türlü imkânlar içinde rahatsız edilmeden, özgürce yaşamayı, ders çalışmayı, müzik dinlemeyi daha çok önemseyebilmektedirler. Bu da aile ile birlikte yaşayan ve eşini kaybeden yaşlı için daha fazla yalnızlık anlamına gelmektedir. Sosyalleşme imkânı bulamadığı için, yaşama karşı bıkkınlık, monotonluk duygusu yaşamaktadır. Aile ve Sosyal Politikalar eski bakanı Fatma Şahin’in de dediği gibi,” Bireysellik yalnızlaştırıyor, yalnızlık mutsuzlaştırıyor. Bu durumda  evlenerek iletişim kurmak, sosyalleşmek, birileriyle etkileşim içinde bulunarak bunlardan kurtulmayı düşünmektedir.

Ayrıca, artan refah seviyesinden dolayı yaşlılar da kendi özel evleri dışında, çocuklarının bile evi olsa, başka bir yerde rahat etmemektedirler. Zaman zaman medyaya da yansıdığı gibi, zor şartlar da bile olsa köylerinde tek başlarına yaşayıp da, kentte oturan çocuklarının yanına taşınmak istemeyen birçok yaşlıyı görmekteyiz. Rahat yaşama alışkanlığı, eşlerini kaybettiklerin de onların bir başkasının yanında kalmalarını zorlaştırmaktadır. Bir anlamda bireysellik de diyeceğimiz bu durum da yaşlıların evlenip kendi evlerinde yaşamak istemelerinde ekili olmuş olabilir.

 

İnsanın psikolojik doğasına en uygun yaşam biçimi tarzı evliliktir.

Öncelikle şunu vurgulamak gerekir ki,  insanın psikolojik doğasına en uygun yaşam biçimi tarzı evliliktir. Çünkü her ne kadar bazen iki insanın bir arada yaşaması zor olsa ve bu çerçevede sorunlar yaşansa da insan doğası gereği tek başına mutlu olması zordur, hatta imkânsızdır. Çünkü insan sosyal bir varlıktır, her zaman iletişim kurmaya, paylaşmaya ihtiyacı vardır. Evlilik ve mutlu bir aile hayatı asgari düzeyde de olsa kişinin bu çerçevedeki tüm ihtiyaçlarını gideriyor.

İnsanın temel bir ihtiyacı  olan evlik konusunda toplumda yanlış bir algı da söz konusudur. Şöyle ki, evliliğin sadece yemek, içmek, barınma ve cinsellik gibi maddi ihtiyaçların meşru bir zeminde giderilmesine yönelik olduğu düşünülmektedir. Oysaki evlilik soyut ihtiyaçlarımızı da gideren önemli bir kurumdur. Evliliğin bu yönü genellikle görülmeyip, göz ardı edilmektedir.  Bunlar kişinin, sosyal ve duygusal paylaşma, sevgi, aşk, güven duyma, dayanışma içinde olma, iletişim kurma gibi psikolojik ihtiyaçlarıdır.   Bunlara tıp literatüründe “Psikospiritüel ihtiyaçlar” da denilmektedir.

Bu Psikospiritüel ihtiyaçların giderilmesine yaşlılar gençlerden daha fazla arzu etmektedirler. İnsan yaratılışı gereği, mutluluğu da mutsuzluğu da paylaşmak ister. Bu durum insanın sosyal bir varlık olduğunu tek başına yaşayamayacağını göstermektedir. Yaşlı insanların “eşim olmazsa ben ne yaparım” sözünü söyleten etken, duygusal noktada paylaşım ihtiyacıdır. Yaş ilerledikçe bu ihtiyaç daha fazla olmakta. Çünkü bunları aile dışında gidermeleri her zaman mümkün değildir. Bu da onları ileri yaşlarda bile olsalar, evlenmeye götürmektedir.

Özellikle uzun süren bir evlilik yaşamından sonra eşini kaybeden yaşlıların bir travma yaşadıkları söylenebilir. Çünkü uzun süre bu kaybı kabullenmez, hatta sofraya ısrarla bir tabak daha fazla koyma, tek başlarına kaldıklarında vefat eden eşleriyle konuşma, kalabalık içinde onları gördüklerini ifade etme sıklıkla görülen bir psikolojik durumdur. Bu paylaşmanın gerçek olmadığının farkına varmak da ayrı bir sorun oluşturmaktadır. Bu durumda evlenip, duygu ve düşüncelerini yakın hissettiği birisiyle paylaşmak istemesi onun doğası gereğidir.

 

–          Yaşlıların evlenmesi normal mi?

Toplumda yaşlıların evlenmesi ile ilgili, eskiye oranla değişse de, yanlış bir algı söz konusudur. Çünkü yaşlılık denilince akla, fiziksel yetersizliği olan ve cinsel potansiyeli kalmayan kişiler geldiği için yaşlılıkta evliliğe ihtiyaç olmadığı düşünülmektedir. Yukarıda da söylediğim gibi, evlilik kişinin sadece cinsel ihtiyaçlarını meşru bir zeminde gidermesini sağlamaz, psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını da giderir. Kaldı ki, cinsellik yemek yeme, su içme, uyuma gibi temel insani ihtiyaçlardan biridir, böyle bir olguyu yaşlılar için yok saymak gerçekçi bir yaklaşım değildir. Çünkü yaşlı olsa da her insanın rahatlamaya, gevşemeye, arzulamaya, arzulanmaya, cinsel haz alıp vermeye, ruhunu ve bedenini özgürce paylaşmaya ihtiyacı vardır. Nitekin CİSED’in yaşlıların cinsel yaşamları ve potansiyelleri üzerine yaptırdığı bir araştırmanın sonuçlarına göre, hızında bir yavaşlama olsa bile kişilerin ölünceye kadar cinsel yaşamı devam etmektedir. Yaşlılık sürecinin cinselliğe ilginin azalmasında etkili  olabileceğinin altını çizen CİSED Başkanı Uzman Psikolojik Danışman Dr. Cem Keçe’ye göre; “”Ancak yaşlanan kişilerin cinselliğe ilgisi devam edebilir. Yaşlı olarak kabul edilen 65 yaş ve üstü kişilerde yaptığımız Yaşlılık ve Cinsellik Anketi çalışmamıza göre erkeklerin %55′nin, kadınların ise %35′nin cinsel arzularının ve beklentilerinin yaşlanmaya rağmen devam ettiğini gördük”, diyerek bu konudaki yanlış algıyı da ortaya koymaktadır. Dolayısıyla yaşlıların da evlenmesi, gençlerin evlenmesi kadar normaldir.

 

YAŞLI EVLİLİĞİ NORMALLEŞTI

Burada toplumun yaşlı evliliğine bakışındaki değişimden de söz etmek gerekir. Artık toplum yaşlı evliliğini daha normal görmeye başladı.  Biraz da modern hayat koşulları, örneğin kadınların daha fazla iş yaşamına katılması, erkelerin yoğun iş temposu, yaşların evde bakımını zorlaştırdığı için, çocuklar yaşlı anne ve babalarının evlenmesine taraf olmaktadırlar. Eskiden yaşlı anne veya babanın evlenmesi önünde büyük bir engel olan çocukların karşı çıkması sorunu da ortadan büyük oranda kalktığı için yaşlıların evlenmesi daha da kolaylaşmıştır. Eskiden anne veya babalarının evlenmesine karşı çıkan çocuklar şimdi, televizyonlardaki evlenme programlarına onların adına kendileri başvuruyor, eş seçimini de beraber yapıyorlar.

Bu arada televizyondaki evlenme programlarının da toplumun yaşlı evliliğine bakışının değişmesinde etkili olduğu söylenebilir. Bu tarz programlar, ülkemizin temel evlenme kültürüne uygun olmasa da, sıklıkla gündeme geldiği için yaşlı evliliğine bakışı normalleştirmiştir. Daha önceleri en yakınlarına bile evlilikten söz etmeye çekinen yaşlılar, şimdi büyük bir özgüvenle televizyona çıkıp eş aradıklarını ifade ediyorlar.

 

–          Yaşlı Erkeklerin kadınlara oranla daha çok evlenmesi

–          Erkeklerin kadınların  oranla daha fazla evlenmek istemesi fizyolojik, psikolojik  açıdan evlenmeye daha fazla ihtiyaç duymalarından kaynaklanıyor. Çünkü yaşlı kadın ev içinde ve komşularla beraber sosyal ve duygusal  paylaşım ihtiyacını giderebileceği gibi, kendi maddi ihtiyaçlarını da, yeme, içme, ütü, çamaşır vb, kendisi yapabilmektedir. Oysaki erkek, ataerkil toplumlarda ev işlerini hiç yapmadığı gibi, bunu tamamen kadının görevi olarak da gördüğü için, istese bile yapmakta zorlanmaktadır. Bundan dolayı, yaşlı erkek evlenerek, hem maddi hem de psikolojik ve fizyolojik ihtiyaçlarını gidermek istemektedir.

Ayrıca yaşlılar genellikle ev dışına fazla çıkmadıkları  için tek başlarına gelin veya kızlarıyla gün boyu ev ortamında kalmaktan rahatsız olmaktadırlar. Kadınlar için fazla bir sorun teşkil etmeyen bu durum erkek için büyük bir sıkıntı vesilesi olmaktadır. Bu da onu evlenmeye yönelendiren önemli bir faktördür.

Ayrıca araştırmalar da göstermiştir ki, erkeğin cinsel potansiyeli ve cinsel ilgisi kadınlara göre %50 civarında daha fazladır. Bu da daha fazla erkeğin evlenmek istemesinde etkilidir.2014 yılının TÜİK raporları açıklandı. Rapora bakıldığında bir önceki yıla göre evlenme oranları genel olarak %0,6 azalırken, boşanma oranları %1,6 oranında artarak 125 305’e yükselmiştir. Ancak bu genel tablo içinde ilgi çekici olan şey, “son 14 yılda 60 yaş üstü 107 bin 777 erkek ve 25 bin 724 kadın olmak üzere toplam 133 bin 501 yaşlının “ evlenmiş olmasıdır. Bu tablo ister istemez, akıllara yaşlı nüfusun evlenme oranının neden arttığı sorusunu getiriyor. Bunun sosyolojik, psikolojik ve fizyolojik nedenleri söz konusudur.

 

Anne - Çocuk, Aşk - Evlilik, Cinsellik, Erkekler, Güncel Yaşam, kadınlar, Kategorilenmemiş, Magazin, Pratik Bilgiler, sağlık, İtiraflar

BİR NARSİST YARATMAK

Açıklama

Aslında o kendine çok güvenli görünen narsist kişiliğin altında derin bir sevgisizlik ve kendine güvensizlik yatıyor. Giderek etrafımızda çoğalan narsistleri tanımak ister misiniz?

blog

Otto Kernberg’den Sigmund Freud’a, Karen Horney’den Heinz Kohut’a kadar pek çok psikanalist çağın hastalığı narsisizmle ilgili birçok kuram ortaya attı. Ama hepsinin hemfikir olduğu bir nokta var: tüm kişilik bozukluklarında olduğu gibi narsisizmin de tohumları çocukluk yıllarında atılıyor. Tabii bu tohumu (muhtemelen ne biçeceklerini bilmeden) anne babalar atıyor…

Peki, gerçekte kim bu her geçen gün sayıları daha da artan narsistler? Neo-Freudcu bir ekol olan “ego psikolojisinin” temsilcisi Karen Horney, narsistlerin diğer insanlarla duygusal bağları çok zayıf ve sevme kapasitesini yitirmiş olmanın boşluğunu yaşayan kişiler olduğunu söylüyor. Narsist olmaksa kendini çok sevmeyi, çok önemsemeyi gerektiriyor. Yeryüzünde kendisinden başka herkesin değersiz olduğu düşüncesiyle var olan narsistler (derinlerde bir yerlerdeki boşluğu doldurma çabasıyla) beğenilmek, övgü almak, ilgi çekmek için yaşıyor. Karen Horney, narsistlerin genel olarak kendilerini özel insanlar olarak gördüklerini belirtiyor. Bu nedenle kendilerini övmeye, başkaları tarafından övülmeye bayılıyorlar. Başarı ve yeteneklerini abartıyor, hatta ortada bir başarı yokken yaptıkları şeyi çok önemli gösterebiliyorlar. Onlar hep çok zeki, çok güzel/yakışıklı, özel insanlar (!) olduklarından, her şeyi hak ettiklerine inanıyorlar. Çıkarları için başkalarını kullanmaktan hiç çekinmeyen narsistler için başkalarını manipüle etmek de çok kolay, dışarıya yansıttıkları yüksek özgüven sayesinde insanlar kolayca etkileri altına giriveriyor. Horney, narsistlerin sorununun empati kurmamak olduğunu söylüyor. Bu yüzden kolayca başkalarının duygularını hiçe sayıyorlar. Ukalalıksa onlar için olağan bir şey. Bir narsist için statü de önemli. Yüksek mevkideki insanlarla arkadaşlık etmeyi, iyi yerlere gitmeyi, iyi arabalara binmeyi seviyor, etiketi önemsiyorlar. İnsanları ezmek onlar için çok doğal bir davranış ama o hep küçümsedikleri “diğerleri” olmadan da bir narsist var olduğunu hissedemiyor. Üstünlüğünü gösteremediğinde egosu tatmin olmuyor. Kısaca kendini sevebilmesi için diğer insanları aşağılamak ya da küçümsemek bir ihtiyaç. Eğitim Bilimci Dr. Özgür Bolat’a göre narsistlerin tüm davranışları, içlerindeki boşluğu saklama vekendini kabul ettirme üzerine kurulu.

SPOT IŞIKLARI SÖNÜNCE…

Narsistler genellikle başarılı, dikkat çeken insanlar… Çünkü sürekli sahne ışıkları altındaymış gibi davranıyor, yarattıkları aura sayesinde de büyüleyici, karizmatik, çekici görünebiliyorlar. Sahnede olmak, onlar için her şey demek. Bu özellikleriyle zahmetsizce parlak bir kariyere ulaşmaları pek şaşırtıcı olmasa gerek. Ama bu parıltının arkasında bambaşka bir gerçek yatıyor. Eğitim Bilimci Dr. Özgür Bolat, “Narsist insanlar değer görmek için çok çalışır, mükemmeliyetçi ve işkolik olabilirler. Bunun sonucunda da başarılı ve mutlu olurlar” diyor ve ekliyor: “Ama sıkıntı şu: Mutluluklarını sürdürmek için sürekli başarmak zorunda hisseder, sürekli onaylanma duygularının tatmin edilmesine ihtiyaç duyarlar. Bu sürdürülebilir bir mutluluk değildir. Bundan dolayı hayatlarında her zaman kaygı vardır. Sürekli olarak başarısız olma ve onay görmeme kaygısı yaşarlar. Bunun karşılığında da büyük bedel öderler. Bu açıdan bakıldığında çok başarılı olmalarına rağmen değersizlik duygusunu gideremeyen birçok Hollywood yıldızının intihar etmesi hiç şaşırtıcı değil.”

OTORİTER ANNELER VE NARSİST ÇOCUKLARI

Peki, ne oluyor da insanların içinde derin bir kendine güvensizlik oluşuyor? Anne babalar ne yapıyor da çocuklar büyüyünce birer narsiste dönüşüyor? Pedagog Adem Güneş, “Çocuklukta, özellikle annesiyle ilişkisinde problem yaşamış çocukların yetişkinlikte narsist kişilik bozukluğuna daha yatkın olduğu biliniyor” diyor ve ekliyor: “Reddedici, otoriter ve baskıcı annelerin çocukları önce içlerindeki anne yoksunluğunu bastırmayı, kendi iç dünyalarına derinleşmemeyi, fazla duygusal olmamayı, kimseye bağlanmamayı, güvenmemeyi öğreniyorlar. Annesine güvenle bağlanamayan kişi, hayata güvenle bakamıyor.” Psikanalist Otto F. Kernberg, narsist kişilikleri incelediğinde, onların genellikle agresif, kronik olarak soğuk, duyarsız, ilgisiz, görünüşte iyi işlev gören bir anne figürünün eseri olduğunu gözlemlemiş. Sevgisiz büyümüş bu çocuklar da sevgiyle dolduramadıkları benliklerini başka yanlarını abartarak doldurmaya çalışıyor.

Eğitim Bilimci Dr. Özgür Bolat’sa narsistlerin, çocuklarına koşullu sevgi sunan ailelerin ürünü olduğunu söylüyor: “Bu koşul farklı şekillerde sunulur. Çocuktan sürekli başarı beklemek, başarısızlık durumunda eleştirmek, dış kaynaklı beklentilere sahip olmak, çocuğu şekillendirme çabası, mükemmel olmasını beklemek, isteneni yapmadığı zaman eleştirmek veya aşağılamak çocukta değersizlik duygusu yaratır. Ben buna ‘Eksiklik Modeli’ diyorum. Bir de ‘Üstünlük Modeli’ vardır. Bu aileler çocuklarını eksik hissettirmez ama özgüveni yüksek olsun diye sürekli över. Çocukları iyi hissettirme çabası içindedirler. Onlara prenses ve prens gibi davranırlar. Övgüyle büyüyen bu ço cuklar da diğer insanların övgülerine bağımlı yetişir. Sürekli onaylanma ihtiyacı duyar. Bu her iki mekanizma da narsistik bireylerin ortaya çıkmasına yol açabilir. ‘Yol açabilir’ diyorum, çünkü değersizlik duygusu her zaman narsisizme yol açmaz. Narsisizm, değersizlik duygusunu kapatmanın sadece bir yoludur. Böyle yetişen bazı çocuklar utangaç veya içe dönük de olabilir. Adler, narsisizme yükseklik kompleksi der. Adler’e göre aşağılık kompleksiyle yükseklik kompleksi aynı düşüncenin iki farklı ürünüdür, yani değersizlik duygusunun. Kısacası, koşullu sevginin (eleştiri ve övgü) olduğu ailelerde, narsist bireyler yetişir. Özetle, genel olarak çocukluk çağında yaşanan korkular, başarısızlıklar, bağlılık ihtiyaçlarının karşılanmaması, anne baba yokluğu ve ihmali, sürekli eleştiri, alay edilme, aşırı övgü narsist kişiliği besleyen faktörler. ”

Bir sorun da narsisizmin tedavisinde ortaya çıkıyor. Narsistler genellikle kendilerini hasta olarak görmediklerinden profesyonel destek alma ihtiyacı da hissetmiyorlar. Genellikle depresyona girdiklerinde bir uzmana gidiyorlar. Çoğunlukla kişiliklerine dair farkındalıkları olmadığından terapistin analizlerine tepkiyle karşılık veriyor, savunmaya geçiyor, terapiyi yarım bırakıyorlar.

Küçük Bir Test 

Bir narsist nasıl anlaşılır ?

Özgür Bolat, narsisizmin farklı boyutlarını ölçmek için Dr. Ömer Antalyalı’yla birlikte bir ölçek geliştirmiş. Bu ölçekte narsisizmin iki boyutu ölçülmüş: üstünlük (superority) ve gösteriş (exhibitionism). “Aşağıdaki sorulara 5 üzerinden 5 verenler, narsistik eğilim gösterenlerdir” diyor Bolat.

1– Bir ortamda konuşmaların merkezinde olmayı severim.

2- Bütün gözlerin benim üstümde olmasını severim.

3- Sosyal bir ortamda insanlar bana ilgi göstermezse rahatsız olurum.

4- Özel bir insan olduğumu düşünüyorum.

5- Herkes benim gibi olmak ister.

6- Çoğu insandan daha yetenekliyim.